Minimalizm ve Basit Yaşamak

mkondo

Ne yaparsam yapayım dağınık olmaktan kurtulamayan bir insan olarak, Japon yazar Marie Kondo’nun “the life-changing magic of tidying up” (Türkçesi de çıkmış: Derle Topla Rahatla) adlı kitabını okurken bayağı heyecanlandım, acaba ben de bir gün düzenli bir insan olabilecek miyim diye. Minimalizm? Hayatımda üzerine düşünmediğim bir kavramdı bu kitabı okuyana kadar. Aslında doğrudan kitabın önerdiği şey minimalizm değildi ama, söylediği şey şuydu:

Sadece yüreğinize seslenen şeyleri tutun. Diğerlerini atın gitsin, onlara ihtiyacınız yok. Bir eşyayı elinize aldığınızda, kendinize şu soruyu sorun: “Bu eşya bana mutluluk getiriyor mu?”

Başta çılgınca gelse de, bunun üzerine düşünmeye başladım. Aslında ben ve eşimi düşünürsek, biz küçük şeyleri tutmaya bayılıyoruz. Evimizin her yerinde bu küçük nesnelerden var, kar küreleri, müzik kutuları, camdan küçük hayvanlar, figürler, neler neler. Bunlar gerçekten bizim ruhumuzla konuşuyor mu? Yoksa yalnızca toz mu topluyorlar? Bu soruları kendime sorarken acaba bu kitabı okuyanlar neler yapmış diye internette araştırmaya başladım. Ve Marie Kondo’yu okuyan çoğu kişi minimalist çıktı! Dolabında yalnız 8 elbiseyle yaşayanlar, evimi gören herkes “yeni mi taşındın” diye soruyor diyenler, küçücük stüdyo dairelerde, loftlarda yaşayan, sahip olduğu her şeyi bir sırt çantasına koyup seyahat edebilenler.

 

Böylesine basit yaşamanın düşüncesi bile güzel aslında. Daha az eşya, daha az sorumluluk, daha huzurlu bir yaşam. Marie Kondo’nun dediğine göre, bu işi bir defada yapmak gerekiyor. Ama bu “bir kere”, belki 6 ay sürecek, belki yıllar. Önemli olan niyetlenip harekete geçmek. Ben bu işe kalkışalı 1.5 sene oldu ve diyebilirim ki giyim konusunda çok önemli bir aşama kaydettik. Diğerleri konusunda da yavaş yavaş gelişiyoruz. Artık alışverişlerimizde kaliteyi ve uzun ömrü ön planda tutmayı öğreniyoruz.

 

Bu mutfakta da çok önemli. Çünkü mutfak benim nefes aldığım yer. Eğer orası gereğinden fazla eşya ile doluysa insanın üzerine üzerine geliyor. İnsanın neşesini alıyor resmen. Bu yüzden yeni evimizi kurarken “misafir takımı” gibi bir şey olsun kesinlikle istemedim. Günlük hayatta kullandığımız yemek takımı 12 kişilik ve bembeyaz, öyle yaldızlı yaldızlı değil. 10 tane tencerem yok, her boydan bir tane. Hatta bana sorsanız bu bile fazla, belki zamanla daha da azalır. Tatlıyı ve etleri aynı tahta kaşıkla karıştırıyorum, aman allahım, bu bazıları için tam bir görgüsüzlük! Yalnızca bir masa örtüm var, ve neden daha fazlasına ihtiyacım olsun ki? Şimdi bile bana sorsanız mutfağımda çok eşya var ve zaman buldukça mutfağımı da daha da sadeleştirmeye çalışacağım.

İnsan yolculuğunu bir belgesel misali, iyisiyle kötüsüyle belgelerse, ilerleme motivasyonunu çok daha iyi buluyor. İşte benim amacım da, hikayemi anlatırken, devam etmek için de güdümlenmek. Daha çok insana ulaştıkça, daha da ilerisini görmek için biraz daha derine inmek.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s