“Sevdiğin İşi Yapmak”

Hep bize bu öğretildi değil mi?

Sevdiğin işi yap.

Hatta daha ileri gideyim, sevdiğin işi yap ve bir daha hiç çalışmak zorunda olma, derler.

Kim bütün gün ütü yapmayı, bulaşık yıkamayı sever örneğin? Siz hiç bir bulaşıkçının ellerini gördünüz mü? Bir madencinin ne gibi hastalıklarla baş ettiğini düşündünüz mü hiç?

Ya da kendi mesleğimden örnek vereyim, daha “insani” bir meslek olarak görülen öğretmenlik. Her ne kadar mesleğini sevse de, her anından zevk aldığını söyleyen bir öğretmen görmedim şimdiye dek. Bazı anlar vardır, iyi ki öğretmen oldum dersiniz; bazı anlar vardır ki kurtulmak için neler vermezsiniz.

Sevdiğin işi yap, sevdiğin şeyleri yap, büyük bir mit. Belki de bu yüzden altına sığınmak çok kolay, çünkü çoğumuz biliyoruz ki herkesin sevdiği işi yapması imkansız. Yazın Japonya’da bir Zen tapınağına gitmiştik. Sabah çok erken olduğu için tapınaktaki rahipler sabah temizliği yapıyorlardı. Kimi yerleri süpürüyor, kimi kum bahçesini düzenliyordu.

IMG_2784
Ginkakuji Tapınağı- Silver Pavillion, Kyoto

Bu rahiplere sorsam, bu işi sevmediklerini söyleyebilirlerdi. Her Allah’ın günü, tatil matil yok, gün doğmadan kalkacaksın ve tapınağı temizleyip düzenleyeceksin! Bu mu yani Zen! Alışveriş merkezinde tuvalet temizleyenle, Zen tapınağındaki tuvalet temizleyen arasındaki fark ne o zaman?

Bana sorarsanız aradaki fark, bilinçli farkındalık. Zen rahipleri bu işi öyle bir bilinçle yapıyorlar ki, size takdir etmekten başka bir şey kalmıyor. Her adımında bilinç, var oluş, farkındalık, tekamül (hangi kelimeyi kullanmak isterseniz kullanın) olan bir iş, insanın hayatının her alanına yansıyor. Hem de hareket olarak yansımasına bile gerek yok. Çok sevdiğim bir Zen atasözü şöyle:

“Aydınlanmadan önce; odun kes, su taşı. Aydınlanmadan sonra; odun kes, su taşı.”

Yani aslında bilinç düzeyi yükseldikçe, ne yaptığınızın bir önemi kalmıyor. Nasıl yaptığınızın bile kalmıyor. Ne “olarak” yaptığınız önemli. (Ve aydınlandığınızı da öyle söyleyemezsiniz kimseye, dışarıdan anlaşılan bir kavram olduğunu düşünmüyorum. Dışarıdan yine odun kesmeye, su taşımaya devam edersiniz.)

Demem o ki, ne yaptığımıza çok kafa yormamak lazım. Elimizde olmayan koşullardan, nefret ettiğimiz bir iş içinde de olabiliriz, toplumda öyle bir iş bölümü yapmışız ki, bu bir gereklilik gibi duruyor artık. Hele de hizmet sektöründe çalışan patlamasının yaşandığı bir dönemindeyken insanlık tarihinin… Ne olduğumuza bakalım biz, o bize çok daha iyi bir yol gösterici olacak.

Reklamlar

“Sevdiğin İşi Yapmak”” için 5 yorum

  1. Güzel bi konu seçmişsiniz tebrik ederim.Yaziniza eklemek istediğim bişey var.Evet insan sevdiği işi yapınca mutlu oluyor elbet ama o sevdiği iş her neyse gerçekten maddi olarak karşılığını alabiliyormu,yeterince dinlenebiliyor mu,ortam çok sorunlu bir ortam mı yoksa kişi rahatmı ediyor.Bunlarin bence hepsinin önemi var.Anlicaginiz insana sevdiği işi yaparken bile burnundan getirebilecek faktörler belirleyici oluyor.Gercekten insan sevdiği işi yapmaktan zaman geçse bile sıkılmıyor ama sizi size bırakırsalar…😊

    Beğen

    1. Benim gördüğüm ve deneyimlediğim, sevdiğin işi de yapsan, bir yerde bir şey batıyor. Daha önce emek sömüren iş yerlerinde çalıştım, ama muazzam bir dayanışma vardı çalışanlar arasında. Şimdi ise devletteyim, evet emeğimin karşılığını alıyorum, yeterince dinleniyorum ama bu sefer de ego kavgalarına şahit oluyorum her geçen gün. 4 iş yeri değiştirdikten sonra, mükemmel bir iş ortamı olamayacağını gördüm sonunda. O nedenle, anladım ki, ne yaparsam yapayım, nasıl yaparsam yapayım, sonunda yine benim süzgecimden geçiyor her şey, olanları yorumlayan benim. Beni bana bırakacak kişi de benim, her gün yaşanan olaylardan yıpranmayı ya da bunu bir tecrübe olarak görmeyi seçen de ben. Umarım anlatabilmişimdir hislerimi. 🙂

      Liked by 2 people

  2. Gayet güzel anlatmışsınız hemde..Sizin burnunuzdan getiren de anladığım kadarıyla insanların “anlamsız üstünlük kurma ve gereksiz kasıntılı halleri”. Böyle tastamam güzel bi işim olsun diye bişey malasef ki söz konusu değil.😊

    Liked by 1 kişi

  3. Hayattaki en şanslı insanlar sevdiği işi yaparak para kazananlardır. Herkesin bu kadar şanslı olmasını dilerim.

    Beğen

  4. bir tarafım senin bahsettiğin türden bir kabullenmeye teslim olmayı isterken diğer tarafım şu kısacık hayatta isteklerimi gerçekleştirmek için daha aktif olmam ve daha fazla risk almam gerektiğini söylüyor. zen’e beni çeken şey her seferinde huzur arayışı, ama zen’de bir noktadan sonra uykumu getiren şey de overdose huzur 🙂 sanırım her birimizin ilacı başka başka yerlerde ve hepimize hitap eden tek bir cevap yok. başka bir meseleye zıplarsam, ekonominin artık yeri doldurulabilir otomatik çalışanlardansa farkını bir şekilde ortaya koyanların arayışında olduğunu düşünüyorum. ki sevdiği işi yapıyor olmak tam da bu noktada önem kazanıyor. çünkü salla başını al maaşını taktiği 50 yıl sonra kimseyi kurtarmaya yetmeyecek. belki bizim açımızdan bir aciliyeti yoktur ama gelecek nesillerin işi çok daha zor olacak bence. neyse, her durumda heyecan verici! yaşayıp göreceğiz 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s