Çift Yarık Deneyi ve Gözlemcinin Hayatımıza Etkisi

31 Aralık sabahı İzmir’de ailemin evinde uyandığımda, kardeşim Sicim Teorisi ile ilgili bir video seyrediyordu, sonra da bana Çift Yarık Deneyi’ni anlattı. Schrödinger’in kedisi gibi oldukça popüler olan birkaç deneyden haberim varsa da, genelde bilim cahiliyimdir. Çift Yarık Deneyi’ni duymamıştım. Siz de duymadıysanız şöyle bir şey:

 

Kısaca, deneye gözlemci eklendiğinde elektronların davranışı değişiyor. Başta gülünç ve kabullenmesi zor gibi görünüyor ama, düşününce tüm hayat aslında yalnızca bir gözlemden ibaret. Çoğu dinin tasavvufunda, “biz yaratıcı bizi gözlemliyor diye varız” görüşü yatıyor. Edebiyat ve efsanelere de çok konu olmuş, hep insanlığın kafasını karıştırmış bu gözlemlenme işi. Aklıma gelen birkaç örnek:

Eye_of_Horus_Right.svg
Her şeyi gören göz, Horus’un gözü, Mısır Mitolojisi.
Sauron_eye_barad_dur
Yüzüklerin Efendisi’nde, her şeyi gören, izlendiğini anlayan insana korku salan, bu şekilde kitleleri kontrol edebilen Sauron’un gözü.
71dEzlRIFLL._SL1001_
ve tabii ki, 1984’ten, Büyük Birader Seni İzliyor.

Tüm evren yalnızca gözlemden ibaretse, gözlemlenmesen zaten olmazdın anlamına geliyor bir bakıma. Fakat her an gözlemlendiğin için de, bu gerçek sen misin, yoksa değil misin bilemiyorsun. Bu sosyoloji ve antropolojide de çok konuşulur: aslında hiçbir araştırmanın gerçeği yansıtmadığı, çünkü gözlemlendiğini düşünen insanların normalden farklı davrandıklarından bahsedilir. Fakat hep gözlem halinde olan kişi normal hallerini nasıl bilebilir, ki bunun yapmacık olduğunu anlasın?

Misafir gelmeden önce temizlik yapmak mesela. Normalde ortalama temizlikte bir insan olsam da, misafir olmasa farkında olmayacağım şeyler, misafir gelecekse gözüme batmaya başlıyor. Çoğumuzda oluyordur, misafir tam kapıyı çalar, ve sen ortalıkta düzeni bozan bir şeyi fark edersin. Onu alır bir yere sokuşturursun. Evi kimse ziyaret etmese, o obje belki haftalarca duracaktı orada.

Ya da bugün the minimalists‘in podcast’inde küçük bir şey aklıma takıldı, ofiste pijama günü diye bir şeyden bahsediyorlardı. Bir an düşündüm, neden pijama, pantolon, takım elbise gibi farklı farklı giysilere ihtiyaç duyuyoruz ki? Hepsi gözlemci yüzünden.

The Last Man on Earth adlı dizide de, bir virüs ana karakterimiz dışındaki herkesi öldürüyor. O da, her seferinde başka birinin arabasını alarak, istediği evde yaşıyor, istediğini yiyip içiyor, istediği gibi davranabiliyor. Ahlak diye bir şey yok, çünkü ortada bir gözlemci kalmamış.

Ben de bu satırları buraya değil, kimsenin okumayacağı bir deftere ya da bir bilgisayar dökümanına yazabilirdim. Ama gözlemciyi önemsiyorum ben de herkes gibi. Kimseye okutmayacağım şeyler de yazıyorum zaman zaman, ama nihayetinde yazdıklarım okunsun, okuyanların hayatına biraz da olsun değer katsın da istiyorum. Muhtemelen egom beğenilmek de istiyordur, takdir edilmek falan filan. Okuyacak kimse olmasa acaba yazar mıydım? Neticesinde Robinson Crusoe bile, okunmak için yazmıştı.

Gözlemciden kaçmak geçmişte de mümkün değildi, şimdi ise sosyal medya sayesinde hepimizin birbirimizin Big Brother’ı olduğumuzu düşünürsek, 21. yüzyılda hiç mi hiç mümkün değil. Bir yandan da seviyor gibiyiz bu yargılayıcı gözlemcilerimizi. Baksana, durmadan yazıyor, fotoğraflar paylaşıyor, fikrimizi beyan ediyoruz. Eskiden yalnızca hükümdarlar renkli, süslü giyinirmiş. Çünkü izlenmeye değer yalnızca onların yaşamlarıymış. Bizim ise insanlık tarihinin hiç görmediği şiddette bir gözlemciyle aşk yaşama durumumuz var. Peki onu nasıl kullanalım ki, bizi olduğumuz kişiden uzaklara sürüklemesin, tersine bizim gelişmemize hizmet etsin? 2018’e böyle düşüncelerle başladım, sanırım bir süre de zihnimi meşgul edecek.

Reklamlar

5 Comments

  1. Çok güzel bir yazı olmuş, kaleminize sağlık. Sosyal medya konusunda yakın zamanda çok ciddi bilgilerle karşılaştım. Bazı sosyal medya siteleri size bazı paylaşımları göstermemeyi seçebiliyormuş. Bu sistemin relamlarda kullanıldığı söyleniyor. Daha ciddi olan ise seçimlerde de kullanıldığı gerçeği. Kişisel görüşüm, belirli ilkelere bağlı kalındığında, sosyal medya hem bizi hem de çevremizi geliştirebilir. Örneğin, gözlemciye değer katma amacıyla paylaşım yapmak, dürüst olmak gibi. Sizin internet günlüğünüz bence iyi bir örnek. ☺️

    Liked by 1 kişi

    1. Çok teşekkürler. Bize belli reklamların gösterildiğini biliyordum ama bazılarının saklanması da ilginçmiş.

      Beğen

  2. gözlemciler hem varlığımıza sebep hem kendimiz olamamıza… belki de gözlemciye rağmen kendimiz olabilmek bu hayattaki varılacak en üst nokta…

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: