Son zamanlarda çok konuşulan bir kitap bu Ikigai. Türkçe çevirisi de yeni çıkmışken ben de hem kitaptan hem de ikigai’den biraz bahsetmek istedim.

9781473554030

Neymiş bu ikigai?

Japonca bir kelime olan ikigai, her gün yataktan kalkmanı sağlayan şey anlamına geliyor. Yani bir anlamda yaşama amacın, ama yaşama amacı deyince biraz korkunç geliyor bana. Japonlara göre herkesin bir ikigaisi var, ama onu bulmak zor ve uğraşlı bir süreç olabilir. Ve hatta ikigaini bulman senin ikigain haline gelebilir, buna da tamam diyorlar. Yani ikigai öyle büyük amaçlar, dünyayı kurtarmak falan değil. Kimine göre bahçede geçirilen birkaç saat, kimine göre arkadaşlarla dans edip eğlenmek, kimine göre ailesi ve çocukları olabilir.

Kitap biraz karman çorman şekilde almış olayı, ben kendi adıma ilk olarak kitabın amacını anlamakta zorlandım. Önce dünyanın en uzun yaşayanlarından bahsediyor, uzun yaşamın izini sürüyor; sonra birçok batılı ve doğulu terapistin psikoloji teorilerine yer veriyor, ve bilinen en çok uzun yaşam oranına sahip Okinawa’nın Ogini köyünde yaptıkları araştırmadan bahsediyor. En son olarak da uzun yaşayan insanların ortak noktaları olan beslenme ve egzersiz tavsiyeleri ile bitiriyorlar. Yani uzun ve verimli yaşama konularıyla ilgileniyorsanız bu kitap ilginizi çekecektir kesinlikle.

View_of_Cape_Hedo
Okinawa, Japonya

Aslında kitabın merkezinde uzun yaşam yatıyor, ikigai değil. Ama ikigai uzun yaşamış herkesin ortak noktası. Kelime Japonca olsa da aslında binyıllardır, tüm kültürlerde ve modern psikolojide benzer kavramlar mevcut. Kitap bu nedenle hoşuma gitti; çoğu kavramın girişini veriyor, hangi kitaplara başvuracağımızı belirtiyor ama ayrıntıya girmiyor. Bu konuda beni birçok ilginç konuya yöneltti. Bahsedilen kavramlardan ikisi sizin de ilginizi çekecektir diye düşünüyorum:

Akış Teorisi (Mihaly Csikszentmihalyi):

Csikszentmihalyi (nasıl okunduğu hakkında hiç fikrim yok, bay Ç diyelim kendisine) insanın en mutlu olduğu anları akışta olduğu anlar olarak tanımlıyor (Abraham Maslow da- hani şu ihtiyaçlar piramidinden tanıdığımız- bunu zirve deneyimler olarak tanımlıyordu). Bir eylemi yaparken o eylemin içine öyle giriyorsunuz ki, deyim yerindeyse başka hiçbir şeyi gözünüz görmüyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. İşte bu eylemler sizin ikigai’niz. Fakat kanımca bunu insanı uyuşturan pasif aktivitelerden ayırmak lazım (benim hâlâ yaptığım bilgisayar oyunları oynamak, bir oturuşta bir dizinin on bölümünü izlemek gibi). Bunları yaparken de insanın gözü başka bir şey görmüyor ama üretken bir faydası olmadığı gibi insanı aslında amacından çok uzaklara sürüklüyor bu uyuşturan aktiviteler.

Bay Ç bu konuda 25 yılı aşkın çalışmalar yapıyormuş, akış teorisi benim epey ilgimi çekti doğrusu. Akış ve öğrenme üzerine de çok sayıda araştırma var. Konu hakkında daha çok araştırmak isteyenler, yazarın Akış adlı kitabına bakabilir, Türkçe’ye yeni çevrilmiş o da. 2004’teki TED konuşmasını da (Türkçe altyazılı) aşağıda izleyebilirsiniz.

Yaptığı araştırmalardan bence en ilginç olanı ise, yıllar içinde, çok farklı gelir seviyelerinde binlerce insanla yaptığı, ve kazanılan paranın mutluluk seviyesine hiç etki etmediğini bulduğu araştırma. Paranın ve imkânın yokluğu mutluluğu azaltıyor, ama varlığı ya da çokluğu artırmıyor.

Logoterapi:

Victor Frankl, Freud’un memleketlisi de olsa, psikoterapide onun izlediğinden çok farklı bir yola girmiş. Freud psikanaliz ile hastanın geçmişini delik deşik ederken, Frankl ise geleceğe bakıyor. Terapinin ilk sorusu şu: Bugün neden intihar etmedin? Hastalarına bu soruyu sorarak yaşama daha da tutunmalarını sağlıyor. Neden yaşadığını bilirsen kendini iyileştirebilirsin ana mantığı bu akımın.

Frankl’in “Man’s Search For Meaning” adlı kitabının görsel özetini aşağıda bulabilirsiniz (İngilizce). (Bu arada Fight Mediocrity de sevdiğim YouTube kanallarından)

Bu iki yaklaşımın dışında kitapta beslenme, egzersiz (bedeni ve zihni), yoga, stoacılık ve benzeri konularda da giriş bilgileri bulunuyor.

Kitabın sonunda ise yazarlar, ikigaimizi bulmanın tek bir yöntemi olmadığını söylüyor. Ve Okinawalıların (dünyanın en uzun yaşayan insanlarının) söylediği şey, bulmak konusunu da çok kafaya takmamamız. Bizi meşgul tutacak bir şeyler bulmamız ve bizi seven insanlarla vakit geçirmemiz en önemlisi.

Okinawalılardan Uzun Yaşamın On Kuralı:

  1. Aktif kal, emekli olma.
  2. Yavaştan al, acele etme.
  3. Mideni doldurma. Sofradan miden onda sekiz doymuş olarak kalk.
  4. Çevrende iyi arkadaşların olsun.
  5. Hareket et, formda kal.
  6. Gülümse.
  7. Doğayla iç içe ol.
  8. Şükret.
  9. Anda yaşa.
  10. İkigaini takip et. İçinde bir tutku var, günlerine anlam katan. Ne olduğu bilmiyorsan da, senin ikigain, Victor Frankl’ın dediği gibi, onu aramaktır.

 Peki tüm bunların minimalizmle ne alakası var?

Tüm bunlar, bize para kazanma tutkusunun, alışverişin, satın almanın verdiği hazzın aslında gerçek mutluluktan ne kadar uzakta olduğunu gösteriyor. Kitapta dünyanın diğer yerlerinde yaşamış uzun ömürlü insanları da anlatan bir bölüm vardı. 122 yaşında ölen bir Fransız kadın, 120 yaşında sigarayı bırakmış mesela, o da artık gözleri görmediğinden sigarayı ağzına götüremediği için. Bildim bileli sigaraya savaş açmış biri olarak benim için çok ilginç bir örnekti bu. Bana kalırsa insanın hayattan zevk almasının ömrü en çok uzatan şey olduğunu gösteriyor bu örnek.

Röportaj yapılanlardan biri de demiyor ki, şunları satın aldım, evlerim, arabalarım oldu, çok mutluyum. Hepsi dostlarından, sanattan, parayla alınamayacak güzelliklerden bahsediyor.

Benim ikigaim ne?

patrick-fore-381196

Gün içinde en çok heyecanlandığım, yaparken etrafımı unuttuğum ve kendimi kaptırdığım ne var diye düşününce aklıma birden fazla şey geliyor. Fakat ilki, yazmak. Blog yazısı yazmak olsun, ya da bir öykü karakteri yaratmak, veyahut saatlerce dolmakalemle el yazısı çalışmak. Öğretmenlikte de bir akış hali yakalayabiliyorum, ama öğrenci grubu beni doğrudan etkiliyor. Neyse ki yazıdan para kazanmam henüz zor olsa da mesleğimi seviyorum.

Bunun yanında yemek yapmak, yeni yemekler denemek, tatmak, bunlar da beni çok heyecanlandırıyor. İşe gitmediğim zamanlarda rahat üç dört saat yemek yapmakla geçirebiliyorum.

Peki ya sizin ikigainiz ne?

Advertisements

16 comments on “İkigai ve Minimalizm

  1. Sanırım kitap okumak ve sevdiğim insanlarla sohbet etmek. Öyle arkadaşlarım var ki onlarla geçen zamanı kontrol altına dahi alamıyorum. Bu kitap da çokça göz önündeydi şu sıralar, incelemeniz çok faydalı olmuş. Düşünmeye itti bu ikigai meselesi, teşekkürler, çiçekler 🌸

    Liked by 3 people

  2. Çok güzel bir yazı)))

    Liked by 1 person

  3. Tanımadığım insanların içerisinde olup da müzik dinlerken onları izlemek diyebilirim. En güzel yer de toplu taşıma araçları oluyor bunun için. Çoğu insan çile olarak görür toplu taşımayı ama benim çok sevdiğim bir şeydir. İnsanların içerisinde varlığımı gördükçe mutlu oluyorum galiba.
    Kaleminize sağlık efendim

    Liked by 1 person

    • Çok teşekkürler. Yazmayı sevenlerin ortak noktası da izlemek olmalı. Murakami’nin -yanlış hatırlamıyorsam- Zemberekkuşunun Güncesi kitabındaki karakterin de en sevdiği şey istasyonda insanları izlemekti, onu hatırlattınız bana.
      Ben de insanları izlerken o kadar farklılığın içinde nasıl da aynı olduğumuzu düşünürüm hep.

      Liked by 1 person

  4. hayatguzel

    ne güzel anlatmışsın. Boş durmamak ama acele etmeden yavaşca hissederek yapmak yaptıklarını… Bunu istiyorum en çok. Benim amacım etrafımı ve kendimi tanımak, anlamak ve keşfetmek…. Bunları da yazıya dökebilmek. Tüketerek değil üreterek mutlu olabilmek.

    Liked by 1 person

  5. Pingback: Singapur İzlenimleri- 2 Ayın Ardından – minimalist günlük. the minimalist journal.

  6. Pingback: Singapur İzlenimleri- 2 Ayın Ardından – minimalist günlük.

  7. Pingback: 52 Küçük Değişiklik 4. Hafta: Hedef Koy – minimalist günlük.

  8. Pingback: 52 Küçük Değişiklik 10. Hafta: Yeşil Çayı Dene – minimalist günlük.

  9. Paylaşım için teşekkürler. Japon kültürü ve İkigai kitap yorumum ilginizi çekebilir.

    https://forestofnoreturn.blogspot.com/search/label/ikigai

    Liked by 1 person

  10. Pingback: 52 Küçük Değişiklik 21. Hafta: Zamanı Bir Kutuya Koy – minimalist günlük.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: