azaltma Türkçe

Zero Waste: Atıksız Yaşam İçin Küçük Adımlar

İnanıyorum ki minimalist bir yaşam sürmek atıksız bir yaşam sürmekle doğrudan bağlantılı. Çünkü evlerimize ve hayatlarımıza ne girdiği kadar ne çıktığı da önemli. Zaten eşyanın döngüsüne kafa yormaya başladıkça insan ister istemez üzülmeye başlıyor. Çünkü petrolden plastik yapabilmemiz insanlık tarihi için hem çok talihli hem çok talihsiz. Talihli diyorum çünkü ucuz üretim yapılmaya başlandığında, artı değer hiç olmadığı kadar arttı ve bu da bilim, astronomi ve tıpta yapılacak gelişmeler için kaynak oluşturdu. Talihsiz diyorum çünkü en kısa anlatımıyla dünyanın içine ettik. Bir insanın ona can veren anne babasını öldürmesi gibi bir şey bu. Hayat kaynağımızı hızlı bir şekilde öldürüyoruz.

Öğrenciyken Çevre Topluluğu üyesiydim, o zamanlardan çevre için büyük bir kaygı duyuyor ve isyan ediyor, nükleere karşı yürüyüşlere katılıyor, paneller konferanslar düzenleyip yeme döngüsünden tutun hidroelektrik santrallere her türlü konuyla ilgileniyor, sesimizi çıkarmaya çalışıyorduk. Fakat o zamanlar benim adıma biraz yanıldığım kısım, çevre konusunda büyük şirketlerin bireylerden daha fazla sorumluluk sahibi olduğunu düşünmemdi. Evet gerçekten de büyük bir sorumlulukları var büyük şirketlerin, ama onları büyütenler de bizleriz ve bizim taleplerimiz.

Biraz alakasız görünebilir ama size son seyahatlerimden olan Bali’den bahsedeceğim. Türklerin kafasında Bali cennet gibi bir yer. Bizim için de öyleydi, instagramdaki fotoğrafları görünce gerçeküstü bir yere gideceğimizi sanıyorduk. Gördük de, el değmemiş yerleri gerçekten güzeldi. Ama şehir merkezindeki kumsalların kirliliği dayanılacak gibi değildi. Güzelim bembeyaz kumların üzerinde cips poşetleri, diş macunları, şampuan şişeleri, ne çöp ararsanız vardı. Kirli diye internette okumuştuk ama bu kadarını gerçekten beklemiyorduk. Bu çöp yığını için Balililer Jawa’dan geliyor diyor, Jawalılar onlar sizin otel pisliğiniz diyor. Kim ne derse desin ortada büyük bir problem var. Bu büyük şirketlerin falan değil, senin benim pisliğim, ve hiçbir zaman doğaya karışmayacaklar.

Gözümüzün önünde böyle bir manzara görünce ne kadar çöp ürettiğimizi fark edebiliyoruz. Aslında sorun bu çöpün kumsallara atılması değil. Bali düzgün bir şekilde bu çöple başa çıkabilseydi bile bu çöp yine var olacaktı. Sadece biz görmeyecektik ve içimiz rahat olacaktı. Plastiğin geri dönüşümü mümkün olsa da geri dönüşme oranı çok çok az oluyor aslında. Yani en akıllıca seçenek mümkün olduğunca atıksız yaşamak. Tabiat ana zaten yaralı deyip biz de yaralamaya devam edebiliriz, ya da en azından bizim tarafımızdan yaralanmasını engelleyebiliriz.

Bu konuda atabileceğimiz küçük adımlar var. Zaten yapabileceğimiz en güzel şey küçük adımlar atmak. Peki neler yapabiliriz?

su şişesi, zero waste, atıksız yaşam
en kolay adımlardan biri, dayanıklı bir su şişesi edinip dışarıda plastik şişeden su almayı bırakmak.

1) Almadan önce düşün.

Sormamız gereken sorular:

Alacağım şeye gerçekten ihtiyacım var mı? Almazsam hayatımın kalitesi düşecek mi?  Eğer cevabı evetse,

  • Evdeki herhangi bir şeyi bu alacağım ürün yerine kullanabilir miyim? (dudak balmı yerine hindistan cevizi yağı veya vazelin kullanmak gibi)
  • Evdeki herhangi bir şeyle ihtiyacım olan şeyi yapabilir miyim? (diy ve upcycling projeleri, derya baykal stayla)
  • Bir kullanımlık bir ihtiyaçsa (matkap, tornavida, hatta gece elbisesi gibi) ailem ya da en yakın arkadaşlarım gibi teklifsiz olduğum kişilerden ödünç alabilir miyim?
  • Bu şeyi ikinci el bulabilir miyim? (İkinci el alacağınız şey ambalajsız olacağı ve size veren kişi atmaktansa size vereceği için atıksız yaşama katkısı büyük)
  • Ambalajsız, poşetsiz, doğada çözünebilir, geri dönüştürülebilir versiyonu var mıdır?

2) Aldıktan Sonra, Çöpe Atmadan Önce Sormamız Gereken Sorular

  • Geri dönüştürebiliyor muyum?
  • Yeniden dönüştürebiliyor muyum?
  • Özgür dönüşüme katabiliyor muyum, bir sevdiğime verebiliyor muyum, ya da satabiliyor muyum?

Maalesef aldıktan sonraki işimiz almadan öncekine nazaran daha zor. Yani alımlarımızı gitgide bilinçli yapmaya başladığımızda aldıktan sonra çok da düşünmemize gerek kalmayacak.

Bazı konular maalesef bizim dışımızda gelişiyor ve belli bir orana kadar etki edebiliyoruz. Geri dönüşüm bunlardan biri örneğin. İnsanlar geri dönüşüm konusunda çok üşengeç. Çöp yığınlarıyla nasıl başa çıkıldığını görmediğimiz için geri dönüşümle falan hiç uğraşmıyoruz. Türkiye’de nadiren gördüğümüz geri dönüşüm kutularının içi çöp dolu (şunu da söyleyeyim, Singapur’da geri dönüşüm kutuları daha yaygın ,her binada bir tane var, ama içlerinde alakasız çöpler var yine). ODTÜ bu konuda çok çok iyi bir iş başarıyor. Keşke Ankara ve Türkiye’de geri dönüşüm eğitimleri yapılsa ve toplumda yaygınlaşsa. Çünkü çöp kutuma baktığımda genelde yarıdan fazlası geri dönüşebilecek atıklar oluyor. Maalesef ki Ankara’da çözümü ben cam, karton ve plastiği ayrı bir poşete koymakta bulmuştum. Umudum çöp toplayanların en azından daha az uğraşarak ulaşmasıydı aradıkları geri dönüşebilir atıklara.

6a00d8341e223753ef013487720e78970c-800wi

Yeniden dönüşüm (upcycling) bence geri dönüşümden daha umut verici. Çünkü aynı zamanda eve yeni ve ambalajlanmış, fişi kesilmiş ürün girişini azaltıyor. Derya Baykal’ın yaptıklarıyla bazen dalga geçiyoruz ama aslında hem ev ekonomisi hem de atığımızı azaltma anlamında güzel projeler bunlar. Tabii yapmış olmak için ihtiyacımız olmayan bir şeyi de yapmamak lazım ama, dediğim gibi, bir şeye ihtiyacımız olduğunda, evdeki şeyleri gözden geçirip, evdeki herhangi bir eşyayı dönüştürerek kullanabiliyor muyuz bakmak lazım.

Ben Atıksız Yaşam Konusunda Neler Yapıyorum?

Tabii ki daha başlangıç aşamasındayım ama atılacak her adım bizi daha iyiye taşıyor diye düşünüyorum.

Öncelikle alacağım şeyi sorguluyorum. Genelde alışverişe ihtiyaçtan ötürü çıkıyorum, ve ne alacağımı bildiğim için sadece o mağazalara girip işi hızlıca çözmeye çalışıyorum. Daha önce aklıma gelmemiş, o anda görüp beğendiğim şeylerle arama mesafe koyuyorum.

Poşetler:

Bez poşetleri küçücük katlayıp çantama koyuyorum, bir şey aldığımda poşet istemiyorum. Büyük market alışverişlerinde bu daha zor oluyor, o zaman annelerimizin pazar çantası vardı, hatırlarsınız, onun gibi büyük bir ikea torbası götürüyoruz.

frakta-shopping-bag-large-blue__79087_PE202617_S4
akarı kokarı yok, çok memnunuz.

Tabii bu çabalarımız bile eve poşet girişini tamamen engellemiyor. Benim de aklıma bu poşetleri değerlendirmek geldi, daha önce tığla örmeyi denemiştim poşeti şeritler halinde kesip ama pek zevk almamıştım. Saksılarım için saksı altlığına ihtiyacım vardı ve bu poşetlere bir şans vereyim dedim. Bu sefer hiç tığla falan uğraşmadan, önce saç örgüsü yaptım, sonra da sepet yapar gibi büyük bir iğneyle diktim. Bence gayet başarılı oldu, renkli poşetlerle daha da güzel olabilir.

IMG_8127

Su Şişesi ve Kahve Kupası

samule-sun-471854-unsplash

Her daim su şişemi yanımda taşıyıp dışarıdan su almamaya gayret ediyorum. Singapur’un bir güzel yanı da şişemizi doldurmak için toplu alanlarda, parklarda, iş yerlerinde çeşme bulunması. Evdeki su da güvenli diyorlar ama Ankara’dan sonra korktuğumuz için çay kahve hariç şişede alıyoruz suyu hala. O şişeleri de içine toprak koyup mini saksılara ya da su doldurup mini vazolara çeviriyorum. Marketten alıp suda köklendirdiğim adaçayını daha büyük bir saksıya ihtiyaç duyana kadar bu mini saksıda yetiştireceğim.

İş yerinde,okulda ve kahvecilerde karton bardaklar yerine kahve kupamızı getirmek de çok önemli. Çünkü içilmiş bir karton bardak asla geri dönüşmüyor. Köpüğe hiç girmiyorum bile, onun geri dönüşümü zaten imkansız. Starbucks vb. yerlerde, eğer orada içecekseniz karton bardak yerine kupa isteyebilirsiniz. Karton ve plastikten kahve içmek bence çok zevksiz zaten. Ayrıca kendi kupanızı götürüp doldurmalarını da rica edebilirsiniz.

Yemek Artıkları:

Demlenmiş kahve telvesi ve çay yapraklarını atmıyor, bitki dibine doğrudan gömüyorum. Geçen hafta da bu çay kahve artıklarını muz kabukları, yumurta kabukları gibi organik atıklarla karıştırıp kompost yapmaya başladım, bakalım nasıl gidecek… Keşke bir bahçem olsa da büyük bir kompost kutusu oluştursam, ama balkonda ancak bu kadar. Apartmanda kompost yapma deneyiminiz olduysa dinlemek isterim.

Marul ve taze soğan gibi bitkilerin köklerini çöpe atmadan bir iki hafta suda bekletip bir tur daha yeşillenmelerini sağlıyorum. Bu hafta bir taze soğanı minik bir plastik şişe saksıma ektim, bakalım burada daha mı mutlu olacak 🙂

IMG_8128
suda bu kadar hızlı büyümüyordu, toprakta birkaç günde bu kadar büyüdü. Plastik şişeyi kestikten sonra ucunu çakmakla yakıyorum ki ele batmasın.

Kayınvalidem de yediği çekirdekli yiyeceklerin çekirdeklerini atmayıp yıl boyu biriktiriyor. Ayvalığa giderken yol kenarında durup tarlalara savuruyor. Hem kuşlar hem de toprak nimetleniyor bu çekirdeklerden.

Kitaplar:

Ankara’da satın aldığımdan çok kütüphaneden aldığım ya da tablete indirdiğim kitapları okuyordum. Singapur’da ise her adım başı kütüphane var (hatta alışveriş merkezi ve metrolardan bağlantısı var), içinde gezmek, dışarı çıkarmadıkça kitap okumak ücretsiz. Fakat yıllık üyeliği 50 dolar. Şimdilik özellikle bulamadığım kitap olmadıkça üye olmayı erteledim, ama dışarının sıcağından bıkmışken içeride küçük bir mola verip öne çıkan yayınlardan okumak çok zevkli.

Geçenlerde üye olduğum fb gruplarından birinde taşınacak olan biri kitaplarını paylaşıyordu. İçinde özellikle okumak istediğim iki kitap (The Girl On The Train ve The Signature of All Things) vardı; ben de hemen atladım ve diğer kitapları da istedim. 🙂 Bitince de yeni sahiplerine ulaştıracağım ve döngüyü böyle devam ettireceğim.

IMG_8129

beni epey götürür bunlar.

 

Elektronikler:

Cep telefonu, aksesuarlar, bilgisayarlar, televizyonlar, piller… Aslında elektroniklerin içinde geri dönüşebilecek çok hammadde bulunuyor, alüminyum, demir, bakır gibi. Bunlar kağıt ve plastiğin aksine yüzde yüze yakın geri dönüşebiliyor. Bu yüzden elektronik atıklarınızı lütfen çöpe atmayın. Media Markt’lara götürebilirsiniz. Ben en son Ankara’daki Çiğdemim Derneği‘ne bırakmıştım, Çankaya tarafında oturuyorsanız kolay bir seçenek.

Giysiler:

Giysiler için en önemli şey başta kaliteli ürünler satın alıp al-istifle-at döngüsünden uzaklaşmak. Uzun yıllar giyebileceğimiz, zamansız moda tabir edilen giysileri tercih etmeliyiz. Eğer yırtıldıysa veya söküldüyse tamir etmeliyiz. Bu konularda son zamanlarda bulduğum eğlenceli bir instagram hesabı visible mend. Yama olayını başka bir boyuta taşımış.

 

Peçete ve Kağıt Havlu

Japonya’da hiçbir tuvalette kağıt havlu bulunmuyordu. Bizdeki gibi “bitti ve yerine yenisi takılmadı” gibi değil, Japonlar genel olarak umumi tuvaletlerde kağıt havlu kullanmıyorlardı. Hepsinin çantasında minik kumaş mendiller vardı, ben de oradayken aldım. Hem nemli havada yüzünü silmek, hem de elleri yıkadıktan sonra kurulamak için bu peçeteleri kullanıyorlar. Bu fikri çok sevdim, Singapur’a taşındıktan sonra daha da bir benimsemeye karar verdim çünkü hava öyle nemli ki, metroya yürüyene kadar bile insanın yüzü sırılsıklam oluyor. Kağıt havlu falan fayda etmiyor. Ben de artık çantamda minik kumaş mendilimi taşıyacağım. Sizin de küçüklükten kalma  mendiliniz varsa ya da evde artık kumaşınız varsa peçeteleri siz de hayatınıza katabilirsiniz. Hatırladınız mı, küçükken hepimizin çantasında bu mendillerden olurdu. 🙂

FullSizeRender
Kyoto’dan aldığımız, Kyoto ruhuna yaraşır mendiller.

Kaynaklar:

Konu hakkında daha çok okumak isteyenler için Türkçe ve İngilizce Kaynaklar:

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sıfır Atık El Kitabı: http://webdosya.csb.gov.tr/db/sifiratik/icerikler/k-tapc-k-2017-1-20180129130757.pdf

‘Life is so different here now’ – Inside Japan’s ‘zero-waste’ village: https://www.telegraph.co.uk/news/2018/03/04/life-different-now-inside-japans-zero-waste-village/

Zero-waste bloggers: the millennials who can fit a year’s worth of trash in a jar: https://www.theguardian.com/environment/2016/apr/22/zero-waste-millennial-bloggers-trash-greenhouse-gas-emissions

Shops offer discounts, free food, when you use your own bag, container: https://www.todayonline.com/singapore/get-discounts-free-food-top-ups-with-BYO-receptacles-at-220-shops

Advertisements

4 comments on “Zero Waste: Atıksız Yaşam İçin Küçük Adımlar

  1. hayatguzel

    yeni zelanda’da çöpler plastikler, tenekeler, kağıt, karton, cam geri donusturuluyor. bunun disindaki çöplerin atılması paralı ve sadece haftadabir alınıyor. ayrica 2. el dükkanlar cok fazla. parklarda bile kitap ödünç kutulari var. oyuncak kutuphanesi ve hastanelerden ödünç koltuk degnekleri var.

    Liked by 1 person

    • Harika değil mi? Çöpleri parayla toplamaları fikri harikaymış. Singapur’da poşetler parayla mı satılsın anketleri yapılıyor ama Türkler gibi onlar da bu kadar küçük bir değişikliği bile yapmak istemiyorlar. Sizin bir de toprağınız var şimdi, mis gibi kompost da yaparsınız, ne güzel. 😊

      Like

  2. Merhaba, ben de bir süredir evden çıkan atıkların azalması için bilinçlenmeye çalışıyorum. Geri dönüşebilir atıkları ayırıyoruz ama diğer atıklar için şuan en çok istediğim kompost yapabilmek 🙂 Balkonda nasıl olacak çok merak ediyorum. İlerleyen zamanlarda deneyimlerinizi paylaşırsanız çok mutlu olurum 🙂 Bana kalsa biraz kırmızı solucan alıp deneyeceğim ama eşim henüz hazır değil bu fikre 🙂

    Liked by 1 person

    • Merhaba Hatice Hanım, ben de denemeler yapıyorum, toprağı havalandırırken çıkan solucanları kahve kompostuma koydum ama o kırmızılar kadar etkili olmadıklarını biliyorum ☺️ balkondaki kutunun akıbetini ileride paylaşırım mutlaka. Şimdilik içinde kahve, muz kabuğu ve lahana yaprakları var.
      Bu arada yoğurt suyu kullanarak fermente etme yöntemiyle yapılan bir kompost çeşidi de varmış, o da denemeye değer.

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: