52 küçük değişiklik bilinçli farkındalık Türkçe

52 Küçük Değişiklik 11. Hafta: Polyanna Ol

Bu dünyada Polyanna olmak mümkün mü? Bu haftaki küçük değişikliğimiz. bir haftalığına da olsa, etrafımıza daha pembe gözlüklerle bakıp başkalarındaki iyiyi ortaya çıkarmak. Yani bir nevi Polyannacılık oynayacağız.  

Bu dünyada Polyanna olmak mümkün mü?

Bu haftaki küçük değişikliğimiz. bir haftalığına da olsa, etrafımıza daha pembe gözlüklerle bakıp başkalarındaki iyiyi ortaya çıkarmak.

Yani bir nevi Polyannacılık oynayacağız.
Bu hafta etrafımızdaki insanlara yoğunlaşıp onlardaki iyi yönleri ortaya çıkarma zamanı. Bazen kendimizi çok yalnız hissediyor, evde, iş yerinde kimsenin bizi anlamadığını düşünüyoruz. Bu bizi kendimizden de uzaklaştırıyor ve bir çeşit melankoliye dönüşüyor. Halbuki daha yakından ve önyargısız bakmayı becerebilirsek, herkeste sevecek bir yön bulabiliriz. Başkalarında sevecek yönler buldukça, kendimizi sevmek de daha kolay hale gelecek.
Birisiyle tanıştığınızda ona 0 verip notunu yükseltenlerden mi, yoksa 100 verip sonradan kesenlerden misiniz? Birinde negatif, diğerinde ise pozitif önyargı ile yaklaşıyoruz. Kimse siyah beyaz olmadığından ilk izlenimlerimize göre verdiğimiz kararı bazen uzun süreler beraberimizde taşıyıp, aslında çok iyi anlaşabileceğimiz birinden mahrum kalabiliyoruz. Başta 100 verdiğimiz çoğu zaman ise, karşımızdaki insanın bir hareketini görüp anında 0’a indiriveriyoruz.
Aslında problem ne not verdiğimizde değil, not vermekte. Karşımızdaki insanı, yargılamadan, olduğu gibi görmeye çalışsak, aslında ne kadar iyi yönleri olduğunu keşfetmemiz uzun sürmeyecek ve bize olumsuz gelen yönleri mümkün olduğunca yargılamamaya ya da etiketlememeye çalışırsak, zaten zaman içinde onların o derece olumsuz olmadığını göreceğiz. İdeal olan, olumlu ve olumsuz bile olarak bakmamak bence ama, yargılamaya o derece alışkınız ki, otomatik hale gelmiş. Düzeltmek için belki yıllarca kendimizi eğitmemiz lazım.
Bu konuda ben etrafımda kimlerin iyi yönlerini görmezden geliyorum diye düşününce, ilk aklıma gelen öğrencilerim oldu tabii. Farklı bir ülkeye gidince etrafındakileri anlamlandırabilmek için mecburen yargılamaya başvuruyorsun. Singapur’daki öğrencilerim Çin, Kore, Endonezya, Tayland, Laos gibi ülkelerden geliyorlar ve kültürleri bizden de, batı kültüründen de oldukça farklı. Bazı dışa dönük öğrenciler olsa da çoğu dersi pasif dinlemeye alışmış. Ama İngilizce öyle üniversitede kürsüde konuşan hocayı dinler gibi öğrenilmiyor. Onların da katılması, konuşması gerekiyor ama çoğunlukla ağızlarını açmadan bir gün bittiği oluyor. Burada dördüncü ayım, hala çok ama çok şaşırıyorum ve bunu negatif bir şey olarak görüyor, onları konuşturmaya çabalıyorum. Fakat bu konuda çok da fazla kafa yormadım düşününce. Ve aslında bu öğrenciler, ne kadar ODTÜ’de alışkın olduğum, leb demeden leblebiyi anlayan, anlamadığı her şeyi en ince noktasına kadar sorgulayan, zeki ve hatta biraz ukala öğrencilerimden farklı olsalar da, birçok yönden üstün özellikler taşıyorlar. Ergenlik yıllarında başka bir ülkeye gelip, burada dil öğrenmeye çalışıyor, bu arada sosyal ve duygusal bağlarını geride bırakıyorlar. Benim olumsuz olarak gördüğüm birçok yön, yalnızca kültürel aslında. Aynı şekilde benim de onlara acayip gelen, Türkiye’de, orta doğuda büyümekten kaynaklanan, bu topraklardan aldığım ne çok huyum vardır kimbilir. Bu hafta onları biraz daha yakından tanımaya çalışacağım, ama onları değiştirmek için kasılmadan.
Aynı şey çalışma ortamında tanıştığım insanlar için de geçerli. Gün içinde kendi zümremdeki hocalarla iyi anlaşsam da ofiste çok sosyalleşmediğim, aralarında Çince ve Hintçe konuşan hocalar da var. Konuştuğumda tek bir kelimesini anlamadığım için he,he dediğim memurlar da var. Düşününce anlıyorum ki onlara baştan bir hüküm vermişim ve yargılamışım. Ya da daha beteri, diğer iş arkadaşlarımın onlara yönelik tecrübe ve yargıları da etkilemiş beni. Kendim bir kere muhabbet etmediğim insanları sevmez olmuşum. Tanıdık geldi mi?
Bu müdürler, patronlar için de geçerli. Daha da büyütürsem ölçeği, ülkemizi yönetenler için de. Şimdi bugün sıcağı sıcağına seçim sonrası, bu bize zor gelebilir. Çok iyi anlıyorum. Ama nefret anlamanın önüne geçiyor ve maalesef nefret ettikçe anlamamız zorlaşıyor. Halbuki anlamamız, analiz etmemiz gerekli, neden ülkemiz 16 yıldır aynı adamı seçiyor? İyiyi görecek dereceye bu günlerde gelemesek bile nötr bir bakış açısıyla olayları karşılamak akıl sağlığımız açısından daha doğru geliyor.
Bu hafta bakış açımızı biraz değiştirelim, siyah yerine pembe gözlükler takalım. Belki siyah gözlüklerin görmemizi engellediği güzel şeyler oluyordur dünyada. 🙂
52 Küçük Değişiklik serisinin diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.
Advertisements

3 comments on “52 Küçük Değişiklik 11. Hafta: Polyanna Ol

  1. Pingback: Her Şeyi Kutsal Görebilmek (Çeviri) – minimalist günlük.

  2. Betül

    11 haftada oluşturduğunuz 52 değişiklik yazılarınızı sabahın erken saatlerinde okuyup minik notlar aldım.Kaynak olan kitap orjinal dilinde olduğundan ve henüz(sanırım)Türkçe ye çevrilmediğinden,çalışmanız emeğiniz için teşekkür etmek istedim.belki tek başına kitap bu kadar etkilemeyecekti.Tekrar teşekkür ederim.

    Liked by 1 person

    • Ben teşekkür ederim Betül Hanım. 🙂 Ben de kitabı sadece okusaydım, ama üzerine deneyimlerimi yazmasaydım bu kadar etkili olmayacaktı diye düşünüyorum. Aslında yazar Blumenthal çok daha bilimsel yaklaşıyor olaya, akıl sağlığıyla ilgileniyor ama ben daha çok bilinçli farkındalık penceresinden bakıyorum. Bloga yazmak da bir nevi özdisiplin sağlıyor benim için, kaytaramıyorum. 🙂

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

%d bloggers like this: