marina bay sands, merlion park, singapore, singapur
seyahat Türkçe

Singapur İzlenimleri- 3: Kültür Şoku

Sıngapur'a geleli beş aydan fazla oldu! Hem yeni gelmiş gibi hissediyorum, hem de yıllardır burada yaşıyormuş gibi. Küçük bir yer nihayetinde. Ama yine de kültür şoku sürecindeyim hâlâ. Yeni bir ülkeye taşınan ya da farklı bir kültürle tanışan insanların başına "kültür şoku" denen şey geliyor (ODTÜ'ye geldiğim sene de böyle olmuştu). Neyse ki bir süre sonra atlatıyorsunuz.

Sıngapur’a geleli beş aydan fazla oldu! Hem yeni gelmiş gibi hissediyorum, hem de yıllardır burada yaşıyormuş gibi. Küçük bir yer nihayetinde. Ama yine de kültür şoku sürecindeyim hâlâ.

Yeni bir ülkeye taşınan ya da farklı bir kültürle tanışan insanların başına “kültür şoku” denen şey geliyor (ODTÜ’ye geldiğim sene de böyle olmuştu). Neyse ki bir süre sonra atlatıyorsunuz. Tabii herkes için aynı sırayı takip etmiyor ama genel süreç çok da şaşmıyor benim gözlemlediğim.

Kültür Şoku’nun aşamaları şu şekilde: (kaynak)

1.Balayı: Yaşasın iyi ki taşındım buraya, her şey çok güzel, bal dök yala. Benim ilk üç ayım bu şekilde, gördüğüm şeylere heyecanla yaklaşarak geçti. İlk haftada ve ikinci ayın sonunda yazdığım yazılarda bunu açıkça görebilirsiniz. 🙂 Seyahat edenlerin çoğu da ülkeleri ancak bu kadar görebiliyorlar.

2.Rahatsızlık: Farklı olanın aslında çok da süper olmadığını anladığımız süreç. Şu an ikinci ve üçüncü sürecin arasında bir yerdeyim diye düşünüyorum. Sistemde hoşuma gitmeyen bir çok şey var.

Örneğin, Singapur’un kapitalist bir ülke olması çok batıyor bana. Karşılaştırınca Türkiye bile daha sosyal bir devlet kalıyor, çünkü işsizlik maaşı, emeklilik, işsizlere sağlık sigortası gibi hizmetler var. Singapur’da emeklilik diye bir şey yok! Belli bir yaştan itibaren çalışma niyetin yoksa emekliliğini kendin planlamak zorundasın. Bankalarla anlaşıp bireysel emeklilik yapıp her ay maaşından kesip kendin yatıracaksın. Tabii herkes bu derece gelecek odaklı yaşamadığı için Singapurlular çok ileri yaşlara kadar çalışmak zorunda olabiliyor. Özellikle fast food restoranlarında ya da temizlik departmanında çalışan çook yaşlı amca ve teyzelere rastlamak mümkün (burada da bizdeki gibi uncle ve auntie diyorlar yaklaşık 50 yaşın üzerindekilere). O kadar yaşlı insanlar var ki çalışan, bazen benim yardım edesim geliyor ama onlar bu işten para kazandıkları için gurur yapıyorlar.

Yaşlılar deyince bir diğer şaşırdığım şey ise, metroda yaşlı ve hamileler için özel belirlenmiş yerler olmasına rağmen kimsenin yaşlılara yer vermemesi. Hatta hamileye yer vermeyen ergenler bile gördüm.  Ama bu yaşlı koltukları çocuklar için yapılmış gibi daha çok. Kucakta da rahatça gidebilecek 2-3 yaşında, hatta 10 yaşına kadar yolu var, çocukları yaşlı koltuğuna oturtuyorlar, hatta yaşlı birinin çocuğa yer verdiğini bile gördüm! Anlamak çok zor azizim.

Daha önceki yazımda çevreye ve ormana ne denli önem verdiklerini yazmıştım. Açıkçası ben hayatımda bu kadar kozmopolit ve kalabalık olup bu kadar doğayla içiçe bir kent görmedim. Ama bazen Singapur’un başına da Türkiye’nin başına gelenin geldiğini düşünüyorum. Şöyle ki, Türkiye’nin kuruluş sürecinde inanılmaz bir büyüme yaşanıyordu. Özellikle Atatürk’ün ilerici vizyonu, kadın hakları, sosyal devlet, inkılapçılık gibi konularda bizi Avrupa devletlerinin bile önüne atıyordu. Ama gerçekte halk olarak biz bu kadarına hazır değildik.

Spiral Dinamikler – Spiral Dynamics diye bir kavram var, insanoğlunun zaman içinde evrimini açıklayan. Ben bu kadar kapsamlı ve nokta atışı bir sosyopsikolojik teori daha görmedim, maalesef konuda Türkçe kaynak çok az ama İngilizce biliyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Teorinin daha iyi anlaşılması için her basamağa bir renk verilmiş. Bej- mor- kırmızı- mavi – turuncu – yeşil -sarı – turkuaz ve beyaz şeklinde ilerliyor, tarihsel olarak bej mor ve kırmızıyı aşmış sayılırız. Kafanızı çok bulandırmadan şu görüşümü aktarayım, Türkiye halkları mavi basamaktayken Atatürk yeşil-sarı basamaklardaydı ve Türkiye’yi de oraya taşımak istiyordu. Ama maalesef biz hala mavi-turuncu arasındayız ve yeşile çok uzağız. İskandinav ülkeleri yeşilin en güzel örneği. İşte aynı şekilde Singapur’u kuran ve altmış yıldır yöneten anlayış da yeşile birçok yönden daha yakın, ama halk tamamen turuncu, yani dünya bir taraflarında değil, kendi totolarını kurtarma ve zengin olma peşindeler. Bu nedenle bu kadar çok yasak var, halkı belli bir seviyenin üzerine çıkarma telaşı var.

Söylediklerim lafta kalmasın, birkaç örnek paylaşayım. Türkiye’de geri dönüşümün ne kadar boktan ele alındığını biliyorum. Geri dönüşüm kutusuna attığımız çoğu şey çöpe gidiyor. Ben çoğu zaman özellikle cam ve teneke kutu gibi geri dönüşüme en uygun materyalleri çöpe ayrı atıyordum ki toplayıcılar bari toplayıp para kazansın diye. Şimdi bu Türkiye’de beklenebilir bir durum. Ama öğrendim ki Singapur’da her apartmanda geri dönüşüm kutusu olmasına rağmen çoğu zaman kimse alt kata götürmeye uğraşmıyor. Alt kata indirme çabası gösterenlerin çoğu bilinçsiz, kirli atıkları ayırmadıkları için bazen tüm kutu kontamine oluyor. Bunu gören işçi her şeyi direk çöpe atıyor. Hiç bakmadan tüm geri dönüşüm kutusunu çöpe boşaltan işçileri de gördüklerini söyleyenler var. Son olarak da, çöplerin hepsi yakılıyor! Çöp dağından daha da büyük bir problem bu ve aslında şu dünyalıların aklı olsa bunu tamamen engellemeleri lazım. 3. dünya ülkesinde olsa dersin ki zaten her konuda bilinçsizler. Böyle bir ülkede olması çok para kazanmanın bilgelik getirmediği gösteriyor adeta. Hatta bir kompost merkezleri bile yok, ki Türkiye olarak bu konuda daha öndeyiz gerçekten. Az da olsa çabalayanlar var.

Tayland ve Endonezya’dan gelen birçok öğrencim var. Onlardan Singapurla kendi ülkelerini karşılaştırmalarını istediğimde cevap hep aynı: “Singapore is sooo cleaaan.” (Singapur çoook temiiiiz. bu vurguyla 😀 ) Bu iki ülke dünyanın çöplüğü konumunda, en fazla çöp üreten ülkelerin başındalar. Çöp kutusu kavramları da pek yok, öyle sokağa atıyorlar gitsin. Hem ayrıca çöp kutusuna atsalar bile nehirlerden okyanusa ulaşıyor, sonra okyanustan karaya vuruyor, sonra senin benim çöpüm diye kavga ediyorlar. Böyle ülkelerden sonra Singapur caddeleri aşırı temiz geliyor bebelere. Aslında biraz daha yakından bakınca hiç de öyle değil. Bir kere kimse bakmıyorsa yere çöp atmak kabul edilebilir burada. Nasıl olsa sabah uncle temizliyor. Hem ona da istihdam dimi! Kafa bu şekilde. Ama asıl çöpsüzlük tabii sokağı kirletmemek değil. Normal bir Singapurlunun gün içinde çıkardığı atığa inanamazsınız! Üç öğün dışarıda yiyip içtikleri için sadece yemek kapları bile acayip bir çöp yığını. Fakat bunun için kimse rahatsızlık duymuyor. Bir kaç sıfır atık girişimi var, ama yeni yeni. Umarım hem buraya hem Asya’ya örnek olurlar.

Ne dolmuşum dostlar, ama son bir şey dil ile ilgili söyleyeyim. En çok iletişimim Çin kökenli Singapurlular olduğu için Hint ve Malayları tenzih ediyorum. Tepkisizlik beni öldürüyor! Çoğu şeye tepki sadece okey demek. Teşekkür ediyorum, okey. Öküz! demek geliyor içimden, desem de okey diyorum zanneder gerçi, diyebilirim düşününce 🙂 . Bir şey istiyorum ya da soruyorum, cevap yok ya da cevap okey. Okey’i her şey için kullanıyorlar ve ne demek istediklerini anlamak çok zor. Büyük ihtimalle Çince’de benzeyen bir kelime var ve tonlamayla meramlarını anlatıyorlar ama ben henüz çözemedim. Aynı şey başka birkaç kelime için de geçerli. Bir de bazen konuşma bitti mi yoksa daha bir şey söyleyecek mi anlayamıyorum. Duruyor yanımda mesela, gitmiyor da, ama konuşmuyor da. İngilizce’de awkward silence denen şeyi burada bin kez yaşadım herhalde. Sınıfta her gün yaşıyorum ve hâlâ alışmış değilim.

3. Alışma Süreci: Bu kadar şikayet ettiğime bakmayın. Burada beni anlayan yalnızca Koray var, ikimiz de aynı süreçten geçtiğimizden benzer sorunları yaşıyoruz. İçimi döküyorum yani, aslında alıştım bunların çoğuna.

Her gün öğlen yemeği yediğim bir arkadaş grubum var, bir İngiliz, bir Amerikalı, bir Singapurlu (ve Temel gibi oldu, gerçi bazen kırdığım potlarla Temel’i aratmıyorum) ve ben. Onlara Singapurluların bazı hareketlerinin ve mentalitelerinin ne kadar garip olduğunu anlatmaya çalışıyorum ama anlayamıyorlar tam. İngiliz 3, Amerikalı 5 yıldır burada olduğu için, ve Güneydoğu Asya’yı benden daha iyi bildikleri için bu kültür şokunu çoktan geçmişler ve muhtemelen ilk aylardaki şaşkınlıklarını şimdi hatırlamıyorlar bile. Benim ise farklılıklar gözüme çarpıyor, ama her gün daha da alışıyor ve benimsiyorum.

4. Çift kültürlülüğe adapte olma: Herhalde bunun için daha bir yılımız falan var. Bizim için Türkiyeli olmak ve gördüğümüz her şeyi Türkiye ile karşılaştırma faslı öncelikli hâlâ. Benim makan kaki’lerim (Malayca yemek arkadaşı, Singapurluların genelde böyle yemek kankası oluyor) büyük ihtimalle bu süreci aştıklarından benimle empati kuramıyorlar.

5. Ülkeye dönüş şoku: Uzun bir süre uzak kaldığın ülkenin taşını toprağını özlüyorsun, yeri öperim diyorsun, oranın yer çekimi bile farklı be, şimdi bi baklava olsa da yesek diyorsun. Ama dönünce her şeyin aslında ne kadar boktan olduğunu hatırlıyorsun. Bundan sonra kendini ne gerçekten oralı, ne de buralı olarak ifade edebiliyorsun.

Şimdi böyle anlatınca farklı bir ülkeye taşınmak korkutucu gibi gözüktü, ama iyi ki bu adımı atmışız diyorum. Bu tecrübe öyle kitaplarda okunup filmlerde izlenince anlatılabilecek bir tecrübe değil. İnsan kendini komfor alanından çıkarınca gelişmeye yeniden başlıyor. Yolun ne kadar başında olduğunu, bilgeliğe doğru yol almak için kaç fırın ekmek yemesi gerektiğini anlıyor. Eğer aklınızda başka bir ülkede kısa bir süre de olsa yaşamak, çalışmak varsa hemen bugün kolları sıvayın. Lafta bırakmayın, araştırın, bunu denemiş ve adım adım anlatan insanlar bir google araması kadar yakınınızda.

Çalışma hayatımın çoğu şikayet eden insanları dinlemekle geçti. Şikayet etmeyle ilgili problem şu: Şikayet eden kişi duygusal bir boşalma sağlıyor, bu etkiyle harekete geçmeyi erteliyor. Böylece birbirimizi duygusal boşalma için kullanıyor, muhabbet bile etmiyoruz çoğu zaman, sadece şikayet. Benim görüşüm şikayet etmek yerine ya durumu kabullenmek, ya çözmeye çalışmak, çözülemiyorsa da çıkış yolu aramak. Çıkış yolu yoksa tüm hayatını şikayet ederek geçiremezsin. Bakış açını değiştireceksin, başka çaren yok.

Aslında her şey o kadar göreceli ki. Ben şimdi size oturup Singapur’la ilgili izlenimlerimi anlattım. Üç ay önceki yazımda her şey güllük gülistanlıktı. Üç ay sonraki yazım kimbilir nasıl olacak. Singapur değişti mi, hayır. Sürekli değişen ve yeni bakış açıları kazanan benim. O yüzden yazdıklarımla ilgili, ya da çoğu seyahat yazısıyla ilgili ülkeler için bir yargıda bulunmayın. 😉

Advertisements

5 comments on “Singapur İzlenimleri- 3: Kültür Şoku

  1. Işıl Özbek Arslan

    Ben de Almanya’da benzer bir süreçten geçiyorum. Henüz iş bulamadığım için daha da stresli geçiyor günler. Ne kadar kalacaksınız Pelin? Eğitim sisteminden de söz etsene! Öğrenciler nasıl, çalışma koşulları, yöneticiler. Geçim? Selamlar.

    Liked by 2 people

    • Ne kadar kalacağız bilmiyorum Işılcım, çalışabildiğimiz kadar kalalım diyoruz ama bakalım gelecek ne getirecek olan yapmadık.
      Eğitim sistemi çok acayip! Devlet okulu çok az, rekabet çok yüksek. Çocuklar 8 yaşından itibaren sınavlara hazırlanıyor, aileler çok hırslı. IB ya da British-American vb curriculum kullanan da çok.
      Ben higher diploma, MA, sertifika vb veren bir özel kurumdayım. Bu dersleri almadan önce hazırlık olarak İngilizce alıyorlar. Öğrencilerim Asya’nın her yerinden, ve çok çok farklı bir deneyim. Türk öğrencilerden acayip farklılar😄

      Like

  2. Aylardır minimalizme bu kadar yoğunlaşmış bir insanı çok zorlar tabii bu olan bitenler 🙂
    Harika bir anlatım! Her aşamasını görebildim okurken. Tatlı tatlı gülümsedim burada. Biliyorum ki muhteşem deneyimler, anılar ve birbirinizle döneceksiniz (ve belki orayı çok özleyeceksiniz).
    Keyifli gözlemler ve anlar dilerim! Makan kakilerin bol olsun 🙂 (kullanırım ben bu lafı)

    Like

  3. Çok akıcı ve güzel bir yazı olmuş. Yer yer tebessümle okudum.

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

%d bloggers like this: