52 küçük değişiklik Türkçe

52 Küçük Değişiklik 15. Hafta: Konfor Alanından Çık

Bu seriyi ilk defa okuyanlar için, 52 Small Changes For The Mind (Zihin İçin 52 Küçük Değişiklik) adlı kitabı okuyup, her hafta küçük bir değişikliği uygulamaya koyuyor, bu değişiklikleri minimalizm ve bilinçli farkındalık açısından irdeleyerek kaleme alıyorum.

Bu haftanın küçük değişikliği, çok duyduğumuz bir söz son yıllarda, konfor alanından çıkmak. Şöyle bir görselle verilir genellikle:

1
Konfor alanın – sihrin başladığı yer
Gerçekten yapmak istediklerimizi yapabilmek için kendimizi biraz aşıp, rahat bölgemizden dışarı adım atmamız gerekli zaman zaman.
Bu illa hayatımızda çok büyük değişikliklere sebep olacak bir adım olmayabilir. Örneğin işe her gün belli bir yoldan gidiyorsunuzdur, bir hafta boyunca başka bir yol seçebilir, ya da bir durak önce inip biraz daha yürüyebilirsiniz. Konfor alanından çıkmak bana göre alıştığımız hayat tarzının zaman zaman dışına çıkmak, kendimizi bazen zorlamak da hatta. Çünkü o zaman normalde asla karşılaşamayacağımız şeylerle karşılaşabiliriz.
Ben örneğin çok sosyal bir insan değilimdir, yeni arkadaşlıklar kurma konusunda pek de iyi değilim. Eğer kendimi konfor alanının (yani evin) dışına atmazsam yeni insanlarla tanışma ihtimalimi daha da düşürmüş oluyorum. Mesela buradaki yazarlık gruplarından birine girmekle girmemek arasındaydım ama sonunda girmeye karar verdim çünkü eve kapandığımda, kimseyle tanışmadığımda hayat daha kolaymış gibi geliyor ama bu sefer de gelişme sağlayamıyorum. Singapurluları ve Singapur kültürünü daha yakından tanımak istiyorum diyorum ama bu kitaplardan okuyarak olmuyor. İnsanlarla gidip tanışmam, başlangıçlar yapmam gerekiyor.
Bu konfor alanının dışına çıkma işini minimalizm yönünden de konuşalım.
Azaltma ve daha sade yaşama işi kafada başlıyor. Öyle ki, birçoğumuzun ikinci kez düşünmeden yaptığı şeylerden biri alışveriş. Alışveriş yapmak, elimizdekiyle yetinmemek birçoğumuzun konfor alanı haline gelmiş durumda. 8 yıldır, neredeyse her pazartesi öğrencilerime haftasonu ne yaptıklarını sorduğumda cevap alışveriş oluyor. Öyle bir noktadayız ki, alışveriş yapmasak yaşadığımızı hissetmeyeceğiz.
Azaltmadan önce işte kendimizi bu konuda konfor alanının dışına atmak zorundayız. Kendimizle mutlu olabilmeyi, mutlu olmak ve doyuma ulaşmak için nesnelere sandığımız kadar ihtiyacımız olmadığını anlamalıyız önce. Eğer konfor alanının içinde azaltma yapmaya çalışırsak yalnızca kendimizi kandırıyor olacağız. Biraz risk almak, farklı bir hayatın mümkün olduğunu kendimize göstermemiz lazım.
Sıfır atık- az atık konusunda da benzer bir durum söz konusu. Kime sorsanız daha az atıkla yaşamak istiyor ama örneğin ekstra plastik tüketmemek için yanında poşet, bardak, pipet vs taşımak zor geliyor (ben de böyleyim zaman zaman, kimseyi eleştirmek için söylemiyorum). Bir de bu aralar menstrual kup alsam mı almasam mı düşünüyorum. Konfor alanından çıkmak istemediğim için erteliyorum 🙂 Bu haftanın görevi benim için bu adımı atmak olabilir.
İş sonunda şuna biniyor: Daha büyük bir ideal mi, konfor mu? Konfor. Hayallerim mi, konfor mu? Konfor. Geç olsun güç olmasın demişler, böyle davrandığımızı fark ettiğimiz anda konfor alanının dışına çıkmak gerekli. Bu daha iyi bir iş aramak da olabilir, yeni bir hobiye başlamak da, zehirli bir ilişkiye son vermek de.
Fakat çok ileri gitmek diye bir şey var mı? Bence kesinlikle var ve dikkatli olmalıyız. Kendimizi çok zorlar ve kapasite ya da imkanlarımızın çok ötesinde idealler belirlersek bu sefer tepe takla olma ihtimali yükseliyor.
Comfort_zone
Konfor alanı- En yüksek performans alanı – tehlike alanı
Don Miguel Ruiz’in Dört Anlaşma kitabını bilenler bilir (bilmeyenler de hemen okumalı, bence Türkçe çevirisi biraz kötü, eğer İngilizcesini okuyabilirseniz daha çok tavsiye ederim). Oradaki 4. Anlaşma “Elinden Gelenin En İyisini Yap” idi. Yazar elimizden gelenin ne daha azını, ne daha fazlasını yapmamızı istiyordu. Yani kendimizi aştığımız noktayı iyi bilmeli, kendimizi iyi tanımalıyız.
Bu konuda küçük bir örnek vereyim. Bir adam düşünün. Normal, ortalama bir işi var. Ortalama bir maaş kazanıyor. Patronundan nefret ediyor, her gün şikayet ediyor, ama işini değiştirmiyor. Aynı işte yirmi beş sene çalışıp emekli oluyor. Aslında belki potansiyelinin peşinden gitse, en azından sevebileceği bir iş arasa hem o yirmi beş sene şikayetle geçmez hem de hoşuna giden bir iş yapabilirdi. Ama adım atmaktan, ailesini yüzüstü bırakmaktan korktuğu için, kovulmayacağını bildiği bu işte emekli olana kadar çalıştı. Sonuç olarak ortalama bir emekli maaşı aldı ama bu ne hayalini kurduğu emeklilik için yeterliydi ne de endişelendiği çocuklarının geleceği için.
Şimdi başka bir adam düşünün. Benzer bir işte çalışıyor. Fakat bu adam orada durmayıp başka bir kariyerin peşinden gidiyor. Aslında bu kariyerde epey başarılı oluyor ve kendini kanıtlıyor, yönetim kademesine yükseliyor. Fakat bu yetmiyor, bu sefer girişimciliğe soyunuyor. Sahip olduğu her şeyi satarak bu işe yatırıyor. İlk birkaç sene her şey güzel gidiyor, ama adamda gerekli uzmanlık olmadığı için batıyor. Öncekinden çok daha kötü bir durumda kalıyor.
Bu iki örnek de dengeyi bulmak için kendimizi çok iyi tanımamız gerektiğini gösteriyor. Vasatı hayat tarzı olarak seçmeyi bırakmalıyız, evet, bize hep söylenen bu. Ama boyumuzdan büyük işlere de girişmemeliyiz. Elimizden gelenin en iyisini, yapmalıyız, daha fazlasını değil. Daha fazlası da açgözlülüğe giriyor ve hayat bu, elimizdekileri bir anda alabiliyor.
Siz kendinizi konfor alanının dışına atmayı nasıl başarıyorsunuz? Ya da neler yapmak istiyor da korkuyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum.
52 Küçük Değişiklik serisinin diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.
Advertisements

7 comments on “52 Küçük Değişiklik 15. Hafta: Konfor Alanından Çık

  1. Konfor alanlarının dışına çıkmak mesele değil. İlk verdiğiniz örnek üzerinden gidecek olursak iş yerinize kaç farklı yoldan gidebilirsiniz? İki-üç-dört? On yıl çalıştığınız iş yerinize giderken hangi yolu seçerseniz seçin rutin batağına saplanacaksınız. İki üç gün boyunca başka bir yoldan gidiyor olmanın verdiği haz, yerini monotonluğun konforlu karamsarlığına bırakacak. Kariyer planlaması yapıp ideallerin peşinde koşmakla ilgili de bir sıkıntı yok ama hani diyorsunuz ya “bir işin boyumuzu aşıp aşmadığını” da karşılığını almadan bilemiyoruz. Bu noktada da o “batma” ya da “çıkma” durumu çok da öngörülebilir olmuyor sanki. Yuvarlanan taş yosun tutmaz ile taş yerinde ağırdır dilemması “keşke” dışında bir şey üretmiyor. Bu yüzden konfor mağaralarını terk etmek özellikle bizim gibi coğrafyalarda hiç de kolay ve rasyonel değil.

    Liked by 4 people

    • Katılıyorum söylediklerinize, bir de şunları eklemek isterim: konfor alanımız aslında dış dünyada adımlar atmak kadar, iç dünyamızla da ilgili. İlla ki yaşadığımız çevreyi, işimizi, ilişkilerimizi değiştirmemize gerek yok bu alandan çıkmak için. Olaylara yıllardır alışık olduğumuz açılardan bakmak yerine yeni düşünme yolları aramak, şikayet mentalitesinden çıkıp bulunduğumuz koşulları kabullenmek, oradan hayatımıza devam etmek daha büyük bir adım diye düşünüyorum. Birçoğumuz şikayet kafayapısından çıkamadığı ve hatayı kendinde değil, dış dünyada gördüğü için çıkamıyor o konfor mağaralarından.

      Liked by 1 person

      • Küresel hapsolmuşluğun bize sunduğu tek avantajın bakış açısındaki alternatif zenginliğimiz olduğunu düşünürken, nesnel gerçeğe hangi açıyla bakarsak bakalım değişmediğini, bakış açısı değiştirmenin sadece öznel durumlar üzerinde etkili olduğunu söyleyebilsek de yapılan değişikliğin doğruyu gösterip göstermediğinin de bilinemezliği bana sorarsanız ciddi bir bataklık gibi geliyor. Hayatı minimize etmenin mutluluk garantisi olmamakla birlikte sanırım iç huzur garantisi var. Lakin minimize etmek bakış açısını değiştirmekle değil de sanki irrasyonel yüklerimizden arınmayla mümkün. Radikal gibi görünse de hayatın her alanında mülkiyetçilikten uzak durmak daha zor fakat daha huzurlu bir hayatın kapısını açabilir diye düşünüyorum. Kurumsallaşan her şeyden koşarak uzaklaşmak… kurumsal aile, kurumsal iş yeri, kurumsal din vs vs… Fakat kuşatılmışlık öyle boyutlarda ki; sistem, sizin kendi içinize saklanmak gibi bir ihtimali de devlet, bankalar, körüklenen tüketim yangınıyla engelliyor. Kusura bakmayın, mutluluğun ve huzurun yollarını arayan insanların karşısına benim gibi düşünenler yazık ki mız mız çocuklar gibi ortaya çıkıveriyor. İnsanlar şikayet ediyorlar ama ellerinde olmayan şeyler için. Güncel olduğu için söylüyorum mesela doların yükselmesinden şikayetçi olan küçük esnaf ya da dolarla borçlanmış küçük yatırımcı olaya hangi bakış açısıyla yaklaşırsa şikayet etmez? Sanırım zor… Vaktinizi aldım. Teşekkür ederim.

        Liked by 1 person

  2. hayatguzel

    riske girmeden neler yapabileceğimizi keşfedemeyiz ve değişemeyiz. Ama riske girmek çok korkutucu geliyor, çünkü elindekilerden olmak , elindekilerden vazgeçebilmek zor. En önemli ve vazgeçemeyeceğimiz 5-10 şeyi listeleyip onları riske atmadan küçük riskler alarak başlanabilir belki de.
    sevgiler

    Liked by 1 person

    • Bence de, risk almak zor ama insanı geliştiriyor. Bu noktada kendini tanımak, değerlerini bilmek çok önemli oluyor. Çünkü birçok insan değerlerini bile sıralayamazken hayat değiştiren kararlar alıyor, o zaman da çuvallamak kaçınılmaz oluyor maalesef.

      Like

  3. Bu, ‘küçük değişiklik’ yazılarının hepsini okudum şimdi ve hayatimda bir şeylerin değişmesini istiyordum. Beni iteleyecek bir şeye ihtiyacım vardı (belki bu bile sorunlu bir bakış açısı içimizden gelmeli değil mi motivasyon,ama yine de kendime karşı şefkatli olup önemli olanın değişim için bir adım atmak olduğunu söyleyeceğim) Hepsini deneyip seninle de sonucu ileriki postlarinin yorumlarinda paylasmak istiyorum umarim benim için faydali olur. Motivasyon sağladığın için teşekkür ederim! ✌

    Liked by 1 person

    • Motivasyon hep içimizden gelir ama bazen dışarıdan gelen uyaranlar bu iç motivasyonu tetikleyebilir. Benim için de bu kitabı okumak – ve hakkında yazmak- kesinlikle motive edici oluyor. Bazı haftalar istediğim kadar odaklanamasam da olur böyle zamanlar diyor, okumaya yazmaya ve uygulamaya devam ediyorum. Deneyimlerinizi dinlemeyi çok isterim, sevgiler. 🙋🏻‍♀️

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: