52 küçük değişiklik minimalizm Türkçe

52 Küçük Değişiklik 18. Hafta: Deneyimle

Bu haftanın küçük değişikliği, satın almayı deneyimlerle değiştirmek.

Yirminci yüzyıl tarihine baktığımızda dünya tarihinde hiç olmadığı kadar tüketime ve dünya kaynaklarının boşa harcanmasına şahit oluyoruz. Bunun başlangıç noktalarından biri olarak ikinci dünya savaşı sonrası doğan nesil  gösteriliyor. Büyük zorluklar ve kıtlıktan sonra, zenginleşmeye başlayan bu nesil varlığını sahip olduklarıyla tanımlıyor. Daha iyi maaş, daha büyük ev, daha lüks araba, abartılı yaşamlar…

Fakat özellikle seksenlerde doğan çocuklarla ibre tersine dönmeye başlıyor. Hala materyale değer verenlerin çok sayıda bulunmasıyla beraber, benim de içinde bulunduğum nesil artık mutluluğu eşya ile değil deneyim ile ölçmeye başladı. Okumak, öğrenmek, seyahat, kültür… Bunlar bizi tanımlayan şeyler oldu (*Buna da neden çok sıcak bakmadığımı yazının sonunda anlatacağım).

Yapılan bilimsel araştırmalar da satın alınan şeylerdense deneyimlerin daha uzun süre mutluluk getirdiğini kanıtlıyor. Geçmişimi düşündüğümde, mesela dokuzuncu (ya da belki onuncu) yaş günümü çok iyi hatırlıyorum. Çünkü o zaman hayatımda ilk ve son kez temalı doğum günü yapmıştım. Okuduğum Barbie dergisinden özenip annemden oradaki gibi Barbie temalı ( yani her şeyi pembe olan) bir doğum günü partisi istemiştim (Hayatımda bir kere orijinal Barbie bebeğim olmadı o ayrı). Çilekli jöle alıp içine çilek dilimlemiş, pembe gıda boyalı kapkek yapmıştık beraber. O doğum günümde ne hediye aldığımı hiç hatırlamıyorum, ama annemle jöleyi ve keki yapışımızı, arkadaşlarımızla yediğimizi hatırlıyorum. Ve belki annem gidip pastaneden pembe pasta alsa yine hatırlamayacaktım. Beraber yapılan şeylerin satın alınanlardan çok daha kalıcı olduğu kesin.

Bu benim yıllardır uygulamaya çalıştığım bir alışkanlık, ama sizin de çok yabancı olmadığınızı zannediyorum. Bu hafta göz önünde bulundurabileceğiniz birkaç ipucu vereceğim.

1. Bir satınalma yapmadan önce, eşya olsun, deneyim olsun, bunun size katkısının ne olacağını düşünün. Sırf deneyime para harcayacağım diye de istemediğiniz bir şey yapmayın.

2. Bu deneyimi eğer sevdiğiniz insanlarla birlikte yaparsanız, ilişkinizi onlara hediye almaktan çok daha fazla güçlendirmiş olursunuz. Hatta bir çocuğa verebileceğimiz en iyi hediye birlikte geçirilen zamandır diye düşünüyorum.

3. Yazar Blumenthal önceden planlamanın önemini belirtiyor. Daha önce okuduğum çalışmalara göre de, bir deneyimi ya da nesneyi almadan önceki mutluluk seviyemiz ona sahip olduğumuzdan daha fazla oluyormuş. Örneğin, bir tatil planlıyorsunuz. Tatilden önceki planlama dönemi ve heyecan, gerçekten tatilde olduğumuzdan daha fazla mutluluk hormonu salgılatıyor bize. Çocuklarda da bu böyledir: Doğumgünü, bayram ya da yılbaşı gelene kadar yerlerinde duramazlar heyecandan, o gün gerçekten geldiğinde alelade bir gün gibi heyecansız olurlar. Bunda sanki ters giden bir şey var, zihin hep ilerisi için beklerken anı kaçırıyor gibi. Ama yazara göre iyi bir şey bu, işin içinden ben çıkamadım, siz çıkın. 🙂

4. Deneyimi kaydedin. İster fotoğraf olsun, ister video, ister yazı. Ben burada yazıdan yanayım, çünkü sosyal medyadan dolayı fotoğraf ve videodan gına geldi. Öyle çok fotoğraf çekiyoruz ki deneyimlemeyi ıskalıyoruz artık. Bu konuda çok güzel bir fotoğrafa denk geldim:

Çektiğimiz fotoğraflara da dönüp bakmıyoruz bile bazen. O nedenle bence günlük tutmak çok daha etkili, o an ne hissettiğini hatırlıyor insan, gereksiz bir nostaljiye kapılmıyor, daha realist olabiliyor. Çünkü zihin bazen geçmişteki sadece iyi ya da sadece kötü deneyimleri hatırlamaya meyilli olabiliyor. Günlük sayesinde o an ne hissettiğimizi hatırlayıp biraz daha gerçekçi bakabiliyoruz geçmiş deneyimlerimize.

5. Hedef koyun. Buna dördüncü haftada da değinmiştim. Bazen hayatın karşımıza çıkardıklarıyla yetinmek güzel, ama sistematik olmak her zaman daha etkili.

6. Paranı eşyalara mı, deneyimlere mi harcayacaksın sorunsalından çıkın. Birçok deneyim için para harcamanıza gerek olmayabilir. Arkadaşlarla yürüyüş yapmak, parkta, sahilde takılmak, çocuğunuzla oyun oynamak yeterli bazen. Sofistike şeylere gerek yok. 🙂

7. Materyal hediyelerdense, deneyim hediye edin. Yarın Koray’ın doğum günü, ve ona vereceğim hediye, beraber hamburgerciye gidip tıka basa doymak olacak.

*Ne yaparsak yapalım, ne materyallerin ne de deneyimlerin bizi tanımlamasına izin vermemeliyiz aslında. Bu noktayı çok önemli buluyorum. Sosyal medyada bazı seyahat (veya yoga, veya beslenme vs) hesapları denk geliyor örneğin, kişi kendini seyahat ile tanımlıyor. Bunun Ferrari’yle poz vermekten çok da fazla farkı yok. Araba almaya doyamayıp bugün Ferrari, yarın Lamborghini alan insanla, durmadan gezen ve neredeyse anlatmak ve paylaşmak için gezen arasında kanımca pek fark yok. Bir amaç için ve farklı bir bilinçle gezen ve gezilerinden çok büyük kişisel kazanımlar elde edenleri tenzih ediyorum tabii ki ama, sadece otel ve restoran tanıtımı yapıp önemli yapıtların önünde fotoğraf çektirmek için gezenler elindeki çok büyük fırsatı tepiyorlar gibi geliyor bana. Deneyimlerinizde lütfen bu tuzağa düşmeyin, (sosyal medyada) paylaşmak için deneyimlerin peşinden koşmayın. Deneyimlemek, satın almaktan daha değerli evet, ama olmak, deneyimlemekten çok daha önemli.

52 Küçük Değişiklik serisinin diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Advertisements

1 comment on “52 Küçük Değişiklik 18. Hafta: Deneyimle

  1. Pingback: Bir Rahibin Ev ve Zihin Temizliği Rehberi – minimalist günlük.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: