azaltma kapsül gardırop minimalizm Türkçe

Kapsül Gardırop Singapur Edition

pelo gardrob VER2-page-001

Hep diyorum ama yine diyeyim, minimalizmin en kolay ve hızlı hayata geçirdiğim alanı gardırop oldu. Dünyanın en dağınık insanı diye bir sıralama olsa dereceye girebilecek olan ben (o kadar azalttıktan sonra bile hala dağınığım), gardıropta toplu kalmayı başarabiliyorum 3 yıldır. Bunda kapsül gardırop konseptinin etkisi büyük tabii.

Azaltmaya ilk başladığımda neler neler atmıştım. Giymeyeceğime karar verdiğim bir kısım giysiyi kardeşime göstermiştim de yıllar yılı o evden bu eve nasıl taşıdım şaşırmıştı. 25 yaşına gelene kadar on defa taşınan ben bazı giysilere 18 yaşından beri tutunuyordum. O sırada fark ettim ki ucuza almış da olsam marka giysileri atmakta zorlanıyordum. Tüy tüy olmuş mango bluz, 50 kiloyken aldığım ve 58 kiloyken tabii ki olmayan Mudo etek aklıma ilk gelenler. İlk azaltma süreçlerini buradan ve buradan okuyabilirsiniz.

Kapsül Gardırop Görseli Hazırlamak Bana Ne Öğretti?

İnternette gördüğüm şu kapsül gardırop görsellerinden hep yapmak istemiştim, şimdiye nasipmiş. Diyeceksiniz şimdi Pelin işsiz misin. Bu aralar biraz boş olduğum doğru. 🙂 Biraz uğraştırdı ama değdi.

Hem 2018 yılındaki tarzımın bir görsel günlüğünü tutmuş oldum, hem de geçmişte giydiklerimi düşününce epey bir değiştiğimi, evrildiğimi fark ettim. Geçenlerde arkadaşımla sokaktaki küçük butiklere girip çıkıyorduk, o benim doğal tonları sevdiğimi söyledi. O an evet dedim ama içimden, yok canım, ben canlı renkleri daha çok seviyorum diyordum. Çünkü aklımda hala gençken giydiğim pembe, yeşil, morlar vardı. Üniversitede en çok giydiğim renkler bunlardı, ve genelde tüm renkleri karıştırıp giyiyordum 🙂

şenlik 121
sene 2010 (odtü’de özgürce bahar festivali yapabildiğimiz yıllar): turuncu saç, yeşil tişört, kırmızı oje, bordo çanta! O senelerde en çok giydiğim ayakkabılar da Antep’ten aldığım kırmızı deri sandaletler ve mürdüm spor ayakkabılarıydı.

Birkaç sene öncesine kadar da, çalıştığım okulların rahatlığından da dolayı, kot tişört temel tarzım olmuştu. Singapur’a gelince yavaş yavaş tarzımın daha oturduğunu fark ediyorum, bunda iş yerinde kotun yasak olmasının payı büyük.

Elbiselerim hep vardı ama neredeyse hiç giymiyordum. Burada haftada en az bir kere elbise giymeye çalışıyorum, aslında hayatımda ilk defa elbise giymeyi sevdim ama bazen bisiklet sürme isteği baskın geliyor 🙂 (derdini seveyim Pelin). Gömlek giymeyi de çok sevdiğimi fark ettim, özellikle keten olan 3 tanesini. Ütülemesi biraz zor ama ıslakken ütüleyince kolaylaşıyor.

Bu 30 parçanın 8 tanesini buradan aldım (2 gömlek, 1 t-shirt, 1 elbise, 2 pantolon, sandalet ve sırt çantası). Elimde olan ama artık tarzıma uymayan ve sık giyemediğim bir pantolon ve sırt çantamı sattım, birkaç eskiyen tişörte veda ettim.

Singapur ekvatorel kuşakta olduğu için tropikal iklime sahip. Yani her Allah’ın günü hava aynı. 30 derece civarı, %90larda nem oranı var, çoğu gün yağmurlu. Bu nedenle burada mevsimsel gardırop değişikliği diye bir şey yok. Bir yandan çok güzel, yani tüm yıl aynı giysileri giyiyor, üzerine düşünmüyoruz. Fakat bir yandan da sonbaharı özledim. Özellikle Ankara ve ODTÜ’nün sonbaharını.

Neler Var?

pelo gardrob elbiseler

Elbiseler: Dediğim gibi artık daha çok elbise giymeye başladım. Son bir yıldır sürekli  kilo alıp verdiğim için elbise giymesi daha kolay oldu. Ayrıca altına spor ayakkabılarımı da giysem biraz daha presentabl olabildim. 🙂

Ortadaki siyah elbiseyi de bir düğün için almıştım ama artık işe giderken de, resmi-şık bir olay olduğunda da giyiyorum.

pelo gardrob bluzler

Bluzler (bluzler mi bluzlar mı, şimdi Koray’la anlaşmazlığa düştük): Bu gruptaki en önemli değişiklik tişörtten gömleğe geçişim oldu. En azından yarı yarıya.

Bu seneki kapsül gardırobumda 3 adet tişört var. Siyah olan Zara (2016-20 TL), beyaz olan Esprit (2018-50 TL). Maalesef ikisi de döndü. Ben penye tişörtlerde dönme olayına bir çare bulamadım. Tişörtlerin dönmesinin sebebini kayınvalidem penyenin örgü çizgisine göre dikilmemesi olarak açıklıyor. “Alırken dikkatli olursan dönmez” demişti ama, dikkatli oldum, yine dönüyor. 🙂 Dönmeyen tek tişörtüm en soldaki pembe, sanırım annemin pazardan aldığı tişört. Hem dikişi hem kumaşı diğer ikisine göre daha kaliteli.

Gömleklerim, özellikle de pamuklu ve keten kumaş olanlar çok daha düzgün oturuyor ve uzun ömürlü. Kombine göre hem ciddi hem de günlük olarak giyilebiliyor.

pelo gardrob pantolonlar.jpg

Pantolonlar:  6 tane pantolonum olduğunu bu görseli yapana kadar fark etmemiştim. Bu kadar pantolona ihtiyacım yok aslında, ama bu kilo alma verme olayından dolayı birini giyebilirsem öbürünü giyemiyorum.

İki kotu da sanırım son 6 ayda 6 kere giymemişimdir. Ankara’nın yazı kot giymeye uygun, ama burası çok nemli olduğu için kot kötü bir seçim oldu. Yine de duruyor dolapta.

En sağdaki eşofmanımsı bol pantolonu da işe gitmediğim her gün giyiyorum neredeyse 🙂 Diğer üçü de işe giderken dönüşümlü olarak yetiyor.

pelo gardrob ayakkabılar

Ayakkabılar: Sandalet dışındakilerin hepsi en az iki yıllık. Burada çalışmaya başladığımda biraz daha ciddi giyineyim diye babet ve bez ayakkabı almıştım ama ayaklarımı mahvettiler, yüksek fiyatlı olan babeti sattım, düşük fiyatlı olanı attım maalesef, dört ayda giyilecek durumu kalmadı. Üstüne üstlük dandik ve düz taban ayakkabı giymekten nur topu gibi bir topuk dikenim oldu. Spor ayakkabılarına geri döndüm.

Singapurlu hocalar benim spor ayakkabıları görünce “Oo, çıkışta koşuya mı gidiyorsun” gibisinden soğuk şakalar yapsalar da aldırmıyorum artık, daha şık spor ayakkabıları var mı, var, ama bunlar bozulmadan yenisini almaya niyetim yok. Göz zevkleri bozuluversin biraz, ben onların zevksiz ve marka marka üstüne kıyafetlerini görünce yeterince göz zevkim bozuluyor 🙂

pelo gardrob aksesuarlar

Aksesuarlar: 3 çantam var, sırt çantam yeni, aslında ikinci el. Eski sırt çantam daha çok hiking çantasına benziyordu, onu 40 dolara sattım, bunu 38 dolara aldım :). Hem geniş, hem hafif. Bir çantada aradığım her şey.

İkinci çantam kendim çizip kayınvalidem vesilesiyle Ankara’da diktirdiğimiz deri çanta. Resmen evladiyelik oldu. Üçüncü de yıllardır kullandığım günlük lacivert çanta. Bunlar dışında bez çantalarla da dışarı çıktığım oluyor.

Takı: Altın ve gümüş olmayan bütün takılarımdan zamanında kurtulmuştum. Buraya iki kolye getirdim, ama hiç kullanmadım. Büyük ihtimalle kasaya koyacağım, manevi değerinden dolayı satmam mümkün değil, ama yakın gelecekte takmaya hevesim yok.

İki saatim var, birincisi 1997 model çok özel bir Swatch. 5 yıl önce ebay’den almıştık. Diğeri ise Fossil marka. Derisi biraz eskir gibi oldu, hindistan cevizi yağı ile bakım yaptım.Cilasız deri saat ya da cüzdanınız varsa aklınızda bulunsun, ömrünü epey uzattı.

Neler yok?

Ev giysileri (1 elbise, 2 tişört, 2 şort, 1 pijama takımı).

2 şort (Bu arkadaşlardan pek memnun değilim, satsam ve yerine bir şort mu alsam diyorum ama henüz beğendiğim bir şort bulamadım).

Spor giysileri (1 tayt, 1 şort, 1 tişört).

Kendime böyle bir liste hazırlamak benim için gerçekten aydınlatıcı oldu. Hem tarzımı biraz daha iyi anlamış oldum, hem de ileride alışveriş yapacaksam neye ihtiyacım olduğunu ve olmadığını bana hatırlatacak bir rehber oldu. Kesinlikle mükemmel bir gardırop değil, ama 2018’deki Pelin’i, yaşam tarzını ve önceliklerini çok iyi yansıtıyor. Benzer bir çalışmayı yapmanızı size de tavsiye ederim, ben hazırlarken çok eğlendim 🙂

meraklısına not: Bilgisayarı Windows 95’te öğrenmiş biri olarak, tabii ki bu görseli Word ve Paint kullanarak hazırladım! O yüzden göz zevkinizi bozan kısımlar için affola. 😀

Advertisements

5 comments on “Kapsül Gardırop Singapur Edition

  1. Emel Hacer Özer-Sadeliruhum-

    Görseller Word ve Paint te hazırlanmışa hiç benzemiyor, nasıl uğraşmışsınız ☺️ Ben de bir kapsül dolap yaptım ama benimki çanta ve ayakkabılar hariç 45 parça… utandım şimdi kendimden… benim ilk dolabım, zamanla azalacaktır herhalde… En azından öyle umuyorum 🙈 2. El artık ilk tercihim benim de… İstanbul’da artık herşey el yakıyor… Sevgiler

    Liked by 1 person

    • Emel hanım bence çok çok iyi bir rakam 45. Herkesin ihtiyacı farklı, başladığı yer farklı, yaşadığı iklim farklı.. önemli olan sürekli gözden geçirmek. 🙂

      Like

  2. Pelin Hanım,
    Son yazıma bakabildiniz mi bilmiyorum, ama orada bahsettiğim sanatsal olayı dinlerken de yazarken de hep siz geldiniz aklımda (bir de fikirlerini çok önemsediğim bir ressam dostum). Acaba duysanız saçlarınız diken diken olurdu ve dayanamayıp söz alarak fikrinizi mi söylerdiniz yoksa “sanata saygım var, bu bambaşka bir konu” mu derdiniz diye merak ettim çünkü kendim ne düşünmem gerektiğini bilemedim.

    Liked by 1 person

  3. Pingback: Daha Az Kıyafetle Yaşamak – minimalist günlük.

  4. Pingback: 52 Küçük Değişiklik 28. Hafta: Kendini Ödüllendir – minimalist günlük.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: