minimalizmle tanışınca artık satın almadıklarım
azaltma minimalizm Türkçe

Artık Satın Almadığım Şeyler- 1: Kişisel

Bazı eşyalarla yaşayamayız zannediyoruz, ama gayet de güzel yaşanıyor. Bunu bilmek insanı gerçekten özgürleştiriyor.

Herkesin minimalizmle imtihanı farklı oluyor. Kimi gardıropta sadeleşiyor, kimi mutfakta, kimi cilt bakımında. Bu nedenle insanların minimalizmle tanıştıktan sonra neleri almayı bıraktıklarını okumayı çok seviyorum, bana ilham veriyor. Bu yazıda daha kişisel alışkanlıklardan bahsedeceğim, bir sonrakinde ise temizlik ve ev eşyalarına değineceğim.

Bazı eşyalarla yaşayamayız zannediyoruz, ama gayet de güzel yaşanıyor. Bunu bilmek insanı gerçekten özgürleştiriyor. Başta, herkesten farklı bir yoldan gittiğiniz için iç dirençle karşılaşabilirsiniz. Neden kendimi zorluyorum, herkesin gittiği yoldan gideyim, hayatım daha kolay olur, diyebilirsiniz. Fakat şunu anlamalısınız ki, herkesin gittiği yoldan giden hiçkimse insanlığı ileri taşıyacak bir şey yapmadı. Ve insanlık tarihinde ilk defa, sade bir hayat yaşamak toplumun tersine gitmek haline geldi. Hayatımızı öyle karmaşık hale getiriyoruz ki, önemli şeyleri düşünmeye vaktimiz kalmıyor. Ve bu karmaşıklığın normal olduğunu, herkesin böyle yaşadığını düşünüp avunuyoruz. Halbuki daha basit bir hayat mümkün. Sevdiğiniz insanlar ve aktivitelere daha fazla vakit ayırabileceğimiz bir hayat mümkün.

1- “Trend” ve Ucuz Kıyafetler

Senenin modasını uzuun zaman önce takip etmeyi bıraktım, özellikle daha basit tasarımı olan markalar almaya çalışıyorum artık. Üzerinde modası geçebilecek baskısı olmayan, ne çok dar ne çok bol giysileri, sakin renkleri tercih etmeye başladım.

pink flower
Pembe renk mutluluk veriyor bana.

Küçükken pembe renge özel bir ilgim yoktu (yani şimdiki kız çocuklarıyla karşılaştırınca). Hatta yirmi yaşına kadar renk cümbüşü şeklinde giyinirdim, yeşil pantolon, bordo ayakkabı falan. Şimdi ise tarzım çok daha sakin oldu, ve açık pembe, somon tonları en çok elimin gittiği renkler oluyor siyah ve maviden sonra. Bunda bu renkleri rahatlıkla bulabiliyor olmamın da payı var tabii, çünkü moda da 90lar ve 2000lere göre çok daha sade, pastel tonların modası son on yıldır devam ediyor neredeyse. Ve aynı zamanda öyle bir zamandayız ki giydiğimiz neredeyse hiçbir şey demode olmuyor. Bol paça da moda, dar paça da, bootcut da. Beli açık tişört de giyiliyor, Singapurlu bebelerin yaptığı gibi mini şort üstüne bosbol tişört de. Bu açıdan da şanslı bir zamandayız, annemizin bol vatkalı seksenler gardırobunu bile giysek en fazla “vintage” oluruz, yine de garip kaçmayız. O yüzden her sezon alışveriş yapmaya gerek yok.

Dolabıma baktığımda kendimi uzun yıllar elimdeki parçaları kullanırken görebiliyorum, zamansız modaya yatırım yapmaya çabalıyor, keten, yün ve pamuk gibi doğal materyalleri ve dayanıklı markaları seçmeye çabalıyorum. 2018 kapsül gardırobuma buradan bakabilirsiniz.

2. Aksesuarlar

artem-bali-623185-unsplash.jpg

Bu benim için büyük bir adım oldu. Çook uzun zaman oldu aksesuar almayalı. Fakat ortaokul yıllarımdan 23-24 yaşıma kadar neredeyse her dışarı çıktığımda ucuz, pahalı bir aksesuar almış olurdum. Kolye olsun, küpe olsun, toka olsun… 2015 yılında ilk azaltmalarımı yaparken aldığım birçok aksesuarın paslandığını, eskidiğini ve takılamayacak halde olduğunu görmüştüm. Ve yine de onları atmak istemiyordum! Sonunda gerçekle yüzleştim ve attım hepsini, ve bir daha altın ya da gümüş dışında bir aksesuar almayacağıma söz verdim kendime.

Fakat sonra altın ve gümüşü bile çok takmadığımı fark ettim, ve sanırım 2015’ten beri yeni aksesuar almadım hiç. Günlük kullanımda ise alyansım ve iki akik yüzüğüm dışında hiç aksesuarım yok.

Saat, olmazsa olmazım, ama üç tane çok sevdiğim, manevi değeri yüksek saatim var ve daha fazlasına ihtiyacım yok. Çok kullanmadığım saatlerimi ODTÜ’de çalışırken üniversitenin özgür dönüşüm grubunda hediye etmiştim.

Günlük kullandığım bir diğer aksesuar ise güneş gözlüğü. 2012’de “artık kaliteli bir güneş gözlüğü almanın zamanı geldi” diyerek aldığım RayBan güneş gözlüğümün bana daha uzun yıllar arkadaşlık etmesini temenni ediyorum. 🙂

3. Duş Jeli ve Sıvı Sabun

Duş jeli ve sıvı sabun cildimi kabuk kabuk kurutsa da uzun yıllar güzel kokusundan dolayı ondan vazgeçemedim. Koray’ın sayesinde sadeleştiğim alanlardan biri bu oldu, zeytinyağlı sabun gibisi yok banyoda, hele de yerel üreticiden, ya da aktardan ambalajsız alabiliyorsanız ne âlâ. Singapur’da Ayvalık’tan getirdiğim stok tükenince Hindistan üretimi, palm yerine hindistan cevizi yağıyla yapılmış, tütsü kokan müthiş bir sabun kullanıyorum şu aralar.

Henüz şampuandan kurtulamasak da artık evimize duş jeli, sıvı sabun ve türevleri girmiyor. En azından bir plastik atıktan ve SLS içeren bir üründen kurtulmuş olduk.

colorful soap christmas
Ben en sade halini sevsem de renkli renkli ve güzel kokulu artisan sabunlar  geçiş aşamasında yardımcı olabilir.

4. Deodorant

İlk önce alüminyumun olası zararlarından korunmak için alternatif deodorant arayışlarına girdim, ama süreç kendi deodorantımı yapmam ya da esansiyel yağlar kullanmam ile sonuçlandı. Deodorant tarifimi buradan bulabilirsiniz.

Bu tarifi neredeyse bir yıldır problemsiz kullanıyorum (sadece karbonatı fazla kaçırınca tahriş yapabiliyor, bu konuda dikkatli olmak lazım). Deneyenlerden de hep iyi dönütler alıyorum. Böylece bir plastik ambalaj da evimize girmemiş oluyor.

5. Makyaj ve Cilt Bakım Malzemeleri

Öğretmenliğe ilk başladığımda kendimi daha büyük ve daha profesyonel hissetmek için makyaj yapmaya başladım. Zaten genç gösteriyorum, sivilcelerimi kapatmazsam daha da genç gözükeceğimden korkuyordum.

Fakat bu maceram iki-üç sene sürebildi. Aynaya baktığımda sivilceli ve yer yer kızarıklar olan bir cildim de olsa, makyajla kapanmış hali içime sinmemeye başladı. Önce fondöten ve türevlerini bıraktım, sonra yavaş yavaş rimel ve hatta liseden beri kullandığım göz kalemi bile fazla gelmeye başladı.

Makyaj yapmayı bırakınca da, cildimi temizlemenin o kadar zor olmadığını fark ettim. Arada bir oil cleansing, günlük olaraksa elma sirkeli su ya da gül suyu yetiyor cildimi temizlememe. Hatta bu ara elimde kalan yüz temizleme jellerini bitirmeye çalışıyorum, bir daha da almam.

Cildim bu kimyasallar olmadan, kendi halinde sivilcelerle çok daha iyi savaşıyor, iyi bir güneş koruyucu ise kızarıklıkları minimuma indiriyor. Renk katmak istediğimde çok az ruj sürüyorum sadece, ondan kurtulmuş değilim henüz. Daha fazlası hayatımı zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. Hatta artık makyaj yaptığımda kendime farklı bir insan gibi gelmeye başladım.

Makyaj konusunda yazdığım iki yazıyı buradan ve buradan okuyabilirsiniz.

minimalizmle tanışınca artık satın almadıklarım

Sizin minimalizm sürecinde almayı ve kullanmayı bıraktığınız ürünler oldu mu?

Advertisements

3 comments on “Artık Satın Almadığım Şeyler- 1: Kişisel

  1. Düşündüm de bunların çoğu bende zaten yoktu, bu aralar zeytinyağlı sabunu ve sirkeyi ( kendim yapıyorum) tüm temizlik işlerimde kullanıyorum. Deterjan için beyaz sabunla yapılan bir yöntem deniyorum. Aksesuar alyansm ve saatim kaldı. Bu kadar sanırım. Benim için rehber oldunuz. Teşekkür ederim 😇

    Liked by 2 people

  2. Duş jeli yerine kalıp sabun kullanıyoruz. Renk renk sürmediğim ojeler yerini kullandığım üç renk ojeye bıraktı. Kıyafet alışverişini artık “ihtiyacım var mı?” Sorusuna göre yaptığım için minimuma indi. Yerleri sirke ile siliyorum. Deodorant kullanmayı uzun yıllardır reddetmeme rağmen baş edemeyip kullanmaya başladım. Karbonatlı karışımı denemek istiyorum bir ara. Teşekkürler, keyifli bir yazıydı! 🙂

    Liked by 3 people

  3. Pingback: Artık Satın Almadığım Şeyler- 2: Ev – minimalist günlük.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: