52 Küçük Değişiklik 43. Hafta: Niyet Et

Posted by

Bu haftanın küçük değişikliği, bu aralar sürekli duyduğum bir terim. Niyet et.

Niyet etmek neden önemli?

Niyet etmek aslında oto-pilot modunda yaşamak ile, doyurucu bir yaşam yaşamak arasındaki en büyük fark. Daha önceki yazılarımdan birinde, oto-pilot modunu şöyle anlatmıştım:


Tek bir bilinç zerresi gerekmeden işe gidip gelebilir, insanlarla muhabbet edip haberleri izleyebilir, yemek yapıp bulaşıkları yıkayabiliriz. Bu bize insan zihninin bir armağanı. Sıfır farkındalıkla günler, aylar, yıllar geçer, ve biz yıllar sonra hayattan zevk almadığımızı, istediklerimizin gerçekleşmediğini, yavan, ot gibi bir yaşam geçirdiğimizi fark ederiz. Daha da kötüsü, yaşamımızın sonuna kadar bunu fark da etmeyebilirdik. Çoğu etmiyor. Bir şeylerin yanlış olduğunu fark etmek yalnızca bir başlangıç. Ve çözüm noktası da çok uzakta değil.

Niyet etmek, farkındalığın en önemli noktası aslında. Yaptığınız her hareketin anlamı olması demek. Bunun ne kadar büyük ve zor olduğunu görebiliyor musunuz? Yaptığımız her hareket amaçlı ve anlamlı olacak. Fakat bunun anlamı geleceğe yönelik niyetlerde bulunmak değil sadece. Örneğin “yeni bir araba almak istiyorum” ya da ” yılda bir milyon tl kazanmak istiyorum” bir niyet değil. “Bolluk ve bereket içinde yaşamak istiyorum” bir niyet. “İşimde terfi almak istiyorum” bir niyet değil, ama “işimden tatmin olmak, ve potansiyelimi sonuna kadar kullanmak istiyorum” çok güzel bir niyet.

İşte anlayamadığımız şey bu oluyor. Çekim yasası için de geçerli bu. Çekim yasası hiçbir zaman istediğin para ya da sevgiliyi kendine çekmek ile ilgili değildi. Birçok kadim metinde bu konuda aynı şey anlatılıyor aslında, sadece farklı kelimelerle.

Benim çıkardığım öz şu: Niyetimiz iyi hissetmek olmalı. Niyetimizin referans noktası her zaman sevgi olmalı. Böylece, iyi hissettiren deneyimleri kendimize çekebiliriz. Her gün, sevgiyi ve yüksek frekanslı duyguları hedeflemeliyiz. Aşağıda David Hawkins’in bilinç seviyeleri çizelgesini görüyoruz:

İşte yavaş yavaş bu merdiveni tırmanıp bilincimizi arttırmak olmalı her niyetimizin arkasındaki niyet. Yani en altlardaysan, en yükseği hedeflemek yerine bir üstünü hedefle. Basamak basamak çık, koşmadan.

İzlediğim bir videoda da “the why behind the why” diye bir terim geçiyordu, her hareketimizin bir nedeni var, her nedenin de bir niyeti var aslında. Yani niyetimizi saf tutabilirsek hareketlerimizin de bilincini arttırabiliriz. (videonun linkini aşağıda verdim, Renee Amberg)

Peki niyetlerimizin bir defterini tutmaya ne dersiniz? Bugün mesela yapmayı niyetlediğim şeyleri bu bilgilerin ışığında yeniden yazmaya karar verdim. Böyle bir liste oluştu:

  • Bugün buluşacağım özel ders öğrencime maksimum faydayı sağlamak.
  • Koray’ın iş yerinde kahve yapması için french press almak.
  • Başladığım iş başvurusunu hakkını vererek tamamlamak.

Burada iş bulana kadar özel ders vermeye karar verdim. Tabii kazandığım para maaşlı çalışmanın beşte biri bile değil ama şimdiye kadarki iki öğrencim bana öğretmenliği tekrar sevdirdi. Bugünkü öğrencim ise bir öğretmen adayı, öğretmenlik sertifikası (CELTA) yapıyor. Benim kendime olan güvenimi arttırmakla kalmadı, durmadan benim için iş bakıyor, yeni öğrendiği bilgileri benimle paylaşıyor, hatta bugün sadece bir buçuk saat ders yaptık ama iki saat ücreti ödedi. Öyle iyi niyetli bir insan.

Onunla dersten çıkar çıkmaz başka bir mesaj geldi, buranın en büyük rugby takımına gelen Fijili bir oyuncudan. Onunla günlük hayat İngilizcesi çalışacağız anlaşırsak. Bunlar işte bana sınıfın içinde, kendinden geçmiş, elindeki nimetlerin farkında olmayan öğrenci grubundan çok daha çekici ve tatmin edici geliyor (o gruplarda da çook sevdiğim, kendi çocuğum olursa böyle olsun dediğim çocuklar da vardı, şükürler olsun). Böyle renkli öğrencilerim olmasını diliyorum 🙂

Sabah oluşan pozitif ivmeyle, bir hafta önce başladığım başvuruya da tekrar geri döndüm. Bu benim için bir beden büyük bir pozisyon, ama içimden geldiği gibi yazdım niyet mektubunu. Cover Letter’ın Türkçe’ye niyet mektubu olarak çevrilmesi de çok hoş bir tevafuk değil mi?

Siz bugün nelere niyet ettiniz? Yarın nelere edeceksiniz? Ben, mesela, “Living an Inspired Life” kitabından da belki çok etkilendiğimden, gördüğüm, deneyimlediğim her şeyden ilham almayı niyetliyorum bu günlerde. Bu niyetle güne başlamak, çok şey değiştiriyor.

Faydalandığım Kaynaklar:

Blumenthal, B. (2015). 52 small changes for the mind: Improve memory, minimize stress, increase productivity, boost happiness.
Dyer, W. W. (2016). Living an inspired life: Your ultimate calling.

Çekim Yasasını doğru düzgün anlamak için tavsiye ettiğim kaynak: Hicks, E., & Hicks, J. (2005). Ask and it is given: Learning to manifest your desires. Carlsbad, Calif: Hay House. ya da Türkçesi: Yeter Ki İsteyin. Pegasus Yayınları. Türkçesini okumadım, umarım çevirisi kötü değildir.

Youtube videoları:

7 Ways to Use Intentions- Renee Amberg
How to Set Intentions Using Source Energy- Aaron Doughty

Advertisements

3 comments

  1. elinize saglık, yine pelince* bir yazı olmus… yazıdaki “niyet etmek”le birebir aynı kapsamda olmamakla birlikte, yakın zamanda okuduğum bir araştırmada niyet etmenin istemekten daha fazla davranışa dönüştüğü görülmüş.. paylaşmak istedim 🙂

    * orijinal, samimi, peline özgü :))

    Liked by 1 person

    1. Pelince ne tatlı olmuş, İnce ince yasemince geldi aklıma 🙂
      Araştırmanın sonucu benim kendimde gözlemlediğim gibi olmuş. İstemek, hedef koymaktan da öte niyet etmenin değişik bir gücü var kesinlikle ☺️

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.