52 Küçük Değişiklik 48. Hafta: Oyna

Posted by

Bu haftanın küçük değişikliği, oyun oynamayı hayatımıza yeniden sokmak.

Biliyorsunuz her hafta 52 Small Changes for the Mind adlı kitaptan küçük bir değişiklik uyguluyorum. Bu hafta konusunda biraz kararsızdım çünkü yetişkin hayatım boyunca oyun oynamaya karşı biraz temkinli yaklaştığımı söyleyebilirim. Arada bir arkadaşlarla tabu, monopoly gibi oyunlar, ya da bazen bilgisayar oyunu oynasam da, bunu ya zaman kaybı ya da bağımlılık olarak görüyordum. Çünkü özellikle bilgisayar oyunu oynarken kendimi durduramıyordum. Fakat bu haftasonu çok sevdiğim arkadaşlarımın çocuklarıyla vakit geçirirken oyun oynamanın aslında bizim için ne kadar hayati olduğunu fark ettim.

Hatırlarsanız geçen haftaki konumuz şehir dışına çıkmaktı, biz de Paskalya’yı fırsat bilip Sydney’e gitmiştik. Bol yemeli içmeli, bol oyunlu bir haftasonu oldu.

Sahile gittiğimizde arkadaşımızın 5 yaşındaki kızı Sultan, miniminicik deniz kabukları toplamış, onlarla “unicorn horns” diye oynuyordu. Küçük kızların unicorn çılgınlığını bilirsiniz 🙂

Despicable Me 🙂

Eve geldiğimizde o deniz kabuklarıyla öyle oyunlar yaptık ki beraber, ben çocukların yaratıcılığına tekrar hayran kaldım. Oyunculuğumu ne zaman kaybettiğimi hatırlamaya çalıştım.

Yetişkinliğe giden yolda bir yerde o oyunculuğumuzu unutuyor ve birden ciddi, somurtkan insanlar oluveriyoruz. Ve hatta dediğim gibi bir yerden sonra oyun oynamak zaman kaybı gibi geliyor. Halbuki oyun çocuklar için olduğu kadar, bizim için de ihtiyaç.

Çocukluğumu düşününce, birçok çocuktan daha fazla oyun oynadım diye düşünüyorum. Kardeşim benden üç yaş küçük olduğu için, o oyun oynamayı bırakana kadar oynadık, bu da benim 14 yaşıma falan tekabül ediyor. Her şeyden oyun çıkarabilirdik, çakıl taşlarının üzerine surat çizip, kibrit kutusunda uyuttuğumuzu, bebeklerimize artık kumaşlardan kıyafetler diktiğimizi, evdeki malzemelerin reklamını yaptığımızı, sesimizi kasede kaydedip radyo programı yaptığımızı hatırlıyorum. Biraz büyüyünce bunların yerini atari ve sonra da bilgisayar oyunları aldı. Göz sağlığına zararlı olmaları dışında aslında bu tür oyunların da faydaları var, çok da karalamamak lazım ama tabii kurallarını kendi belirlediğimiz oyunlar kadar yaratıcılığımızı tetiklemiyorlar.

52 Small Changes kitabının yazarı Blumenthal, Dr. Stuart Brown’ın “Play” adlı bir kitabından bahsetmiş. Dr. Brown, üzerinde araştırma yaptığı seri katillerin çocukluklarında oyundan yoksun büyüdüğünü anlatmış. Aynı şekilde, sanat, iş dünyası gibi alanlarda başarılı kişilerle yaptığı araştırmada da onların çok renkli bir oyun dünyası olduğunu bulmuş. Kitabı ileride okumak istediğim kitaplar arasına ekledim, daha önce oyunun bilimsel bir araştırma konusu olacağını düşünmemiştim.

Bu konuyu bu haftaya bırakmam da bu arada 23 Nisan‘a denk gelmesi açısından güzel oldu. 🙂 Atatürk de oyunun ve çocukluğun önemini anlamış olmalı ki, sade çocuklara özel, hatta büyüklerin de bir günlüğüne çocuk olmasına vesile olan bir bayram hediye etmiş bizlere. Küçüklüğümdeki 23 Nisan anıları benim için çok özeldir. Korolar, danslar, sınıfı süsleme, okul bahçesinde eğlenceli oyunlar… Umarım şimdinin çocukları da 23 Nisan’dan bizim aldığımız kadar keyif alıyordur. Bir yıl boyunca iple çektiğimiz bir gün olurdu.

Bu arada, tam ayrılmadan önce, Sultan unicorn horn‘ları ve sayısız oyun olasılığını bana bıraktı 🙂 Yazımı Brighton Le Sands’den bu minik tatlı deniz kabuklarıyla bitireyim (en büyüğü 1 santim). Sizin ya da etrafınızdaki çocukların yarattığı oyunlar neler? Yorumlarda benimle paylaşın.

52 Küçük Değişiklik serisinin diğer yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Minimalist Günlük’ün Facebook sayfasına buradan, instagram sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz. Youtube kanalım da burada.

Advertisements

2 comments

  1. bizim 3.5 yaşındaki ufaklık sayesinde ben de son 3 senedir tüm boş vakitlerimi oyun oynayarak geçiriyorum diyebilirim 🙂 bizim kız evcilik hastası. ve evcilik oynarken etrafta gördüğü her nesne oyunun bir parçasına (örneğin tokalar bebeklere yedirilecek mamalara, bir peçete barbi bebek elbisesine vs.) dönüşebiliyor. onların yaratıcılığına hayran olmamak mümkün değil 🙂 ancak öte yandan küçük çocuklarla evcilik oynamak 30 yaşından büyük bir kadın için zaman zaman eziyete dönüşebiliyor 🙂 böyle durumlarda eşiyle paslaşmak ve dönüşümlü olarak oynamak önemli diye düşünüyorum; hem çocuğu oyundan mahrum etmemek hem de kendine de örneğin cep telefonundan kelimelik oynamak için vakit ayırabilmek adına 🙂

    Liked by 1 person

    1. Siz böyle deyince korktum bir an, 30 yaşını geçtik eşim de ben de, daha ufukta çocuk yok 🙂 Dediğiniz gibi dönüşümlü oynamak çok önemli. Babamla küçükken oynadığım oyunları hala hatırlıyorum 🙂

      Like

Leave a Reply to Pelin Cancel reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.