52 Küçük Değişiklik 51. Hafta: Hislerini Fark Et

Posted by

Bu haftanın küçük değişikliği, hislerimizi dinlemek ve fark etmek.

Bu haftanın konusu için ilham geçen ay kütüphanede rastlayıp okuduğum First Intelligence adlı kitaptan geldi. Kitapta Simone Wright sezginin ilk zekamız olduğunu, ve bedenimizin zekasının sadece beyinde sınırlı olmadığını anlatıyordu.

Wright’a göre zekamızın üç kaynağı var bedenimizde: beyin, bağırsaklar ve kalp. Bu üçünü doğru kullanıp sezgilerimizi dinleyebilirsek, o zaman dünyayla ve kendimizle daha barışık yaşayacağımızı anlatıyor. Okumaktan gerçekten zevk aldım. Hepimizin bedeni ve iç sesinin farklı konuştuğunu, ama kendimizi tanımamız yolunda bedensel sinyallerimizi iyi tanımanın çok gerekli olduğunu anlatıyor Wright.

İyi güzel, ama benim okuduğum çoğu şeyde yaptığım gibi, kitabı okurken uygulamayı yapıyor, ama bittikten sonra öğrendiklerimi hayata geçirmekte zorlanıyorum. First Intelligence’da da böyle oldu. Bedenimi dinlemeyi alışkanlık haline getirmek istiyorum, bu nedenle bu hafta, geçen hafta başladığım yoga ile de birlikte olarak, bedenimizi dinlemekten ve duygularımız ve bedensel hislerimiz ile ilgili farkındalığımızı geliştirmekten bahsetmek istiyorum.

Diğer yazılarımdan takip ettiyseniz hatırlıyorsunuzdur, Avustralya’ya geldiğimden beri (yaklaşık dört ay) henüz iş bulamadım. Bu arada özel ders veriyorum. Ve özel dersin ve öğrencilerle birebir iletişim kurmanın sınıfta ders vermekten çok daha zevkli olduğunu fark etmeye başladım. Derslerden sonra genelde moralim yükselmiş oluyor, öğrencilerimin hepsi çok iyi insanlar ve bana çok güzel geri dönütleri oluyor.

Fakat bugün farklı oldu. Bugün yeni tanıştığım bir öğrenci, beni sürekli sorgulamaya çalıştı. Ben de sanırım biraz savunma moduna geçtim. Normalde ben daha mütevazı taraf olurum ama öğrenci beni biraz kışkırtınca ben de yaptığım işin ehli olduğunu göstermeye çalıştım. Normalde işlediğim dersten farklı olarak doğal bir akış değil de, isteyen ve veren ilişkisi gibi geçti ders.

Ders çıkışında yürürken, geçen sene Singapur’dayken öğretmenlikten neden bunaldığımı, hatta neden kariyer değişikliği istediğimi hatırladım. Çünkü orada da dersten çıktığımda aynı şeyi hissediyordum! Dedim ki kendime, seni öğretmenlikten bezdiren mesleğin kendisi değil. Böyle hissettiren öğrenciler. Özetle, “parayı ben veriyorum, en iyi ben bilirim, benim istediğim gibi öğreteceksin” tavrında yaklaşan öğrenciler. Bedenimde ne hissettiğimi fark etmeye çalıştım. Kalbim sıkışıyor gibi oluyor, aklımda binlerce cevap, şöyle söyleseydin, böyle söyleseydin, ne gıcık bir kızdı, aynı şu eski öğrencime benziyor vs. Hem düşüncelerimi, hem de bu düşüncelerin bedenimde ne gibi duygu değişikliklerine yol açtığını fark etmeye çalıştım. Bir yandan da, kendime kızıyordum, senin kendine verdiğin değer bu kadar mı, takdir edilirsen harika hissediyorsun, sorgulanırsan yerin dibine batıyorsun diye. Bir de böyle hissettiğim için kendime yüklendim yani 🙂

Sonrasında ise aklıma Eckhart Tolle‘nin Şimdi’nin Gücü kitabında kadınlar ile ilgili okuduklarım geldi: Kadınların aydınlanmaya erkeklerden daha yakın olduğunu düşünüyordu. Çünkü hem hislerimizi fark ve kabul etmeye daha yatkınız (ben açıkçası fiziksel olarak farklı olduğumuzu düşünmüyorum ama kültürün erkekleri hislerinden uzaklaştırdığına katılıyorum) hem de adet gördüğümüz dönemde her ay yaşadığımız adet öncesi sendromu bizim için iyi bir araç olabilir. Biz genellikle adet öncesi ve sırası yaşadığımız duygu iniş çıkışlarını kavga ve ağlama ile, ağrımızı ile ağrı kesicilerle gideriyoruz. Fakat Tolle böyle zamanlarımızı farkındalık için kullanmamızı öneriyor. Acının ve duygu patlamalarının, yani bedenimizde olan bitenin yargısız bir gözlemcisi olursak, bu sürecin bizi çok daha hızlı bir şekilde aydınlanmaya getireceğini söylüyor.

Dersten dönerken düşündüm. Ben de zaten o malum dönemdeyim, belki de bu yüzden o öğrencime öyle bir tepki verdim. Belki de kızcağız benim düşündüğüm gibi bir niyete sahip değildi ama hem hormonlarım, hem de geçmiş tecrübem öğrencimi yanlış değerlendirmeme sebep oldu. Belki ders esnasında bu hislerin farkına varmış olsaydım, kendimi sıfırlayabilir ve daha içten olabilir, daha verimli olabilirdim.

Bu hafta duygu değişikliklerimi, bedenimdeki hisleri, yargılamadan yazmaya karar verdim. Tek fark etmenin bile ne kadar şifalandırıcı olduğunu biliyorum, bu yüzden sebeplerini bile düşünmeden, sade fark edip yazacağım. Sizi de kendinizi tanıma yolunda bir adım daha atmaya, duygularınızın farkında olmaya çağırıyorum bu hafta.

52 Küçük Değişiklik serisinin diğer yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Minimalist Günlük’ün Facebook sayfasına buradan, instagram sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz. Youtube kanalım da burada.

Advertisements

One comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.