Singapur’da Bir Sene

singapurda yaşam singapur rehberi

Bu yıl benim çokça öğrendiğim, dünyaya ve evrene bakış açımın epey değiştiği bir sene oldu. Şunu kesinlikle öğrendim: Bir ülkeyi kısa bir süre ziyaret etmek güzel olsa da, o ülkeyi tanımak için orada yaşamak gerekiyor.

Singapur İzlenimleri- 3: Kültür Şoku

marina bay sands, merlion park, singapore, singapur

Sıngapur'a geleli beş aydan fazla oldu! Hem yeni gelmiş gibi hissediyorum, hem de yıllardır burada yaşıyormuş gibi. Küçük bir yer nihayetinde. Ama yine de kültür şoku sürecindeyim hâlâ.

Yeni bir ülkeye taşınan ya da farklı bir kültürle tanışan insanların başına "kültür şoku" denen şey geliyor (ODTÜ'ye geldiğim sene de böyle olmuştu). Neyse ki bir süre sonra atlatıyorsunuz.

Singapur İzlenimleri- 2 Ayın Ardından

Buraya yerleşeli iki ay geçtiğine inanamıyorum gerçekten. Hem daha öğreneceğim çok şey olduğunu hissediyorum, hem de yıllardır buralarda yaşadığımı. Aşağıdaki konuşmada "The Blue Zones of Happiness" kitabının yazarı Dan Buettner, Singapur'un dünyanın en mutlu ülkesi olduğunu söylüyor. Diğer ülkeleri bilemiyorum ama Türkiye'den mutlu bir ülke olduğu kesin. Bir kere bunu insanların yüzünde görebiliyorsunuz. Sokakta yürürken- … Continue reading Singapur İzlenimleri- 2 Ayın Ardından

I live in a neighbourhood where…

you can take a meditative walk which makes you feel you're in a forest, where you get off the metro to a lovely lakeside garden with pagodas and monkeys and birds and all kinds of gorgeous plants with huge leaves, where it is so safe that bicycle theft is a red alarm, where just about … Continue reading I live in a neighbourhood where…

Singapur: İlk İzlenimler

Bir süredir yapmayı düşündüğümüz şeyi, yurtdışında yaşamayı, Koray'ın buradan bir iş teklifi alması sayesinde gerçekleştirdik. Kader bizi evden çok uzaklara, Singapur'a taşıdı. Aklımızda birçok ülke vardı ama itiraf etmeliyim ki Singapur bunların içinde değildi! İş teklifini aldığımızda, ben kendi adıma Singapur'un Güney Asya'da mı yoksa Güney Amerika'da mı olduğunu bile bilmiyordum. Ama araştırdıkça çok sevdim … Continue reading Singapur: İlk İzlenimler

Gidilmeyen Yol-3: Arashiyama

Üzerinden beş ay geçtikten sonra bir Japonya yazısı daha. Sanırım bazı yazıların pişmesi gerekiyor kafamda, bazen yıllar bile gerektirebiliyor bu. Arashiyama için de kısmet bugünmüş. Diğer Japonya yazılarını buradan okuyabilirsiniz. Kyoto'nun Arashiyama adlı küçük kasabası planlama yaparken en çok gitmek istediğim yerlerden biriydi. Kyoto'nun biraz dışında kalsa da bambu ormanını görmeyi çok istiyordum. Hayal ettiğim … Continue reading Gidilmeyen Yol-3: Arashiyama

Ege’de Tatile Gelmişken…

Eğer Ege'ye tatile geliyorsanız ve tatil köyünüzden çıkmadan dönüyorsanız çok şey kaybediyorsunuz demektir. Ege'deki küçük sahil beldeleri son yıllarda daha da popüler oldu. Denizine kumuna zaten diyecek yok ama, Ege'nin bereketli toprakları da başka hiçbir yere benzemez. O nedenle buradan dönmeden mutlaka pazara ya da yerel marketlere uğrayıp -kazıklanmamaya dikkat ederek- alabileceğiniz birçok şey var. … Continue reading Ege’de Tatile Gelmişken…

Gidilmemiş Yol-2, Saf Su Tapınağı-Kiyomizudera

Japonya'nın kanımca en görülmeye değer kenti Kyoto'da hem fotoğraflarından etkilendiğimiz yerlere gitmeye çalışıp, hem "tourist trap"lerden (turist tuzakları diyebiliriz, turistleri ve paralarını çekmek üzere tasarlanmış müesseseler) uzak durmaya çalışıyoruz. Tripadvisor'a güveniyorum, nadiren şişirilmiş yorumlar görsem de çoğu zaman isabetli oluyor. Japonya seyahatine hazırlanırken en çok kullandığım iki site, TripAdvisor (TA) ve JapanGuide. Keşke her ülkenin … Continue reading Gidilmemiş Yol-2, Saf Su Tapınağı-Kiyomizudera

Gidilmemiş Yol-1: Fushimi Inari

Robert Frost'un "The Road Not Taken" adlı şiirinin Koray ve benim en sevdiğimiz şiirlerden olması tesadüf olmasa gerek. Küçüklüğümden beri kenarda köşede kalmış şeylere hep merakım oldu. İnsanların sevmediğini sevmek, sırf popüler diye bazı kitapları okumamak, daha az aşınmış yollardan gitmek... Çok cesur bir insan olmasam da gidilmemiş yollardan gitmek bana her zaman heyecan verdi. … Continue reading Gidilmemiş Yol-1: Fushimi Inari

Japonya ve Japonlar Hakkında İzlenimler-2

Japonya'yı gezerken hep canım yazarlık hocam Çiğdem Ülker'in beş duyumuzu birden kullanarak gözlem yapmamız öğüdü aklımdaydı. Baktım, dinledim, kokladım, dokundum ve tattım. Bir önceki yazımda ilk izlenimlerimi aktarmış, kawaii, moda ve ahlak anlayışlarından bahsetmiştim. Japonlar hakikaten garip bir millet. Kendimi tekrarlayacağım ama, gerçekten hiç bu kadar dışarıda hissetmemiştim. Böyle hissetmek de bir anlamda iyi oldu, … Continue reading Japonya ve Japonlar Hakkında İzlenimler-2

Japonya ve Japonlar Hakkında İlk İzlenimler

Japonya'ya geleli on gün oldu, geri dönmeye kaldı beş gün. Bugün altıncı şehrimiz Himeji'deyiz, eşimin biraz ateşi olduğu için oteldeyiz. Onun başında beklerken izlenimlerimi unutmadan yazmalıyım dedim. İşte küçük başlıklar altında Japonya'dan küçük notlar. Japonlar yabancı dil anlamıyor ve konuşamıyor. Bunu rahatlıkla söylüyorum, on gündür İngilizce konuşabilen iki ya da üç kişiye rastladım. Yine en … Continue reading Japonya ve Japonlar Hakkında İlk İzlenimler

Japonya’ya yolculuk…

Yarın akşam saatlerinde Japonya'ya 15 günlük bir seyahate çıkıyoruz! Bunu duyan arkadaşlarımın tepkisi ya "harika!", ya da "gidecek başka yer kalmadı mı? neden orası?" şeklinde oluyor. İlk olarak neden bu ülkeyi çok sevdiğimden bahsedeyim. Uzakdoğu'ya ilgim eskiden beri olsa da, Japonya'ya ilgim yaklaşık altı yıl önce başladı. O zamanlar yazdığım blogda şöyle yazmışım: Dedim ki, … Continue reading Japonya’ya yolculuk…

Bugün Veda Ettiğim Küçük Şeyler.

İnsan farkında olmadan nasıl da eşya ile kaplanıveriyor etrafı. Bugün bana büyük gelen iki bluza, kullanma imkanım olmayan üç kutuya (niye baştan tutuyorum ki bunları, belki bir gün lazım olur diye, tüm ev istifleniyor) terliğimden kopup evin her yerinde dolaşan ponpona, kesilen kot pantolonumun paçalarına (hahaha,  "belki bir gün" bir proje yaparsam saklanan yine), ve … Continue reading Bugün Veda Ettiğim Küçük Şeyler.