Q&A // Soru&Cevap

You have a question about minimalism, mindfulness or about just where to start? Post it in the comments below.

Minimalizm, bilinçli farkındalık, ya da nereden başlayacağınız ile ilgili bir sorunuz mu var? Yorumlar bölümüne yazabilirsiniz.

Advertisements

2 comments on “Q&A // Soru&Cevap

  1. Mutluyken kendini güçlü sanmak, güçlüyken her şeyi kolay görmek, rahatken doğruyu yaptığını düşünmek çok kolay. Demem o ki iyi şartlar altında derdim yokken kendimi güçlü ve iyi hissetmek basit. Kişisel aydınlanma bana bir şeyler eksik ve yanlışken de doğru düşünüp hissetmemi sağlayabilir mi? Yoksa bana bu yol her şey aslında iyiyken biraz daha üzerine krema eklemek gibi geliyor. Rahat zamanlarda oluşturduğum bir sürü kişisel felsefemin işler gerçekten bozulduğunda anında yıkıldığını görüyorum. Benim istediğim şey en zor zamanlarda ve en sıkıntılı anlarda bile düzgün işleyebilecek bir ruh hali.

    Açıkçası yalnız olmayan, mutlu bir birlikteliği olan, zevk aldığı bir işi olan, gelecek kaygısı olmayan, sadece hayatı daha anlamlı ve zevkli kılmaya çalışan, bu şartlar altındaki birisinin aydınlanmayı kovalamasını samimi bulmuyorum. Gerçek aydınlanma dış olanaklardan bağımsız iç dünyada olmalı. Bu insanın elinden alalım bakalım bu sahip olduklarını, aydınlanma adına bişey kalacak mı?

    Ben yıllardır yalnız, güçsüz, kafası çelişkili duygu ve düşüncelerle yorulmuş, ama halen kalkıp adım atmak zorunda olan birisinin aydınlandığını görmek istiyorum. Tüm temel ihtiyaçları karşılanmış, sadece daha fazla anlam arayan birisinin değil. Bilmem ifade edebildim mi.

    Bu yola efor sarfetmeden önce buna cevap bekliyorum. Sevgiler.

    Like

    • Merhabalar Ufuk Bey,

      Öncelikle ne demek istediğinizi anladım ama ne sorduğunuzu tam olarak anlayamadım. Aydınlanma ve bilinçli farkındalık konularına son üç yıldır kafa yormama rağmen daha yolun çok çok başında olduğumu da belirteyim. Sanırım sormak istediğiniz şey, halimiz vaktimiz yerindeyse “spiritual enlightenment” denen aydınlanma için uğraşmalı mıyız?

      Şimdiye kadar okuduğum kaynakların çoğunda sizin dediğinizden farklı bir yaklaşım vardı. Yani fiziksel dünyada eksikleri olan, ya da ağır depresyon, sevdiklerini kaybetme gibi olumsuz deneyimler yaşayanların aydınlanmaya bazen daha kolay ulaştıkları idi. Örneğin Eckhart Tolle aydınlanma deneyimini yaşadığında işsizdi ve uzun süredir depresyondaydı, intiharı düşünüyordu. Ve bu deneyimi bile isteye değil kendi deyimiyle tesadüfen yaşadı. Dış dünya istediğimiz gibi değilse içe dönmek daha kolay. Yani görmek istediğiniz örnekten aslında daha çok var olduğunu düşünüyorum. Zorluklar insanı daha güçlü yapıyor. Aynı şekilde dış dünyadaki limitlerin insanları sadece ruhani anlamda değil, bilim ve sanat açısından da geliştirmeye zorladığını düşünüyorum. Frida Kahlo, Stephen Hawking, Freud, Kafka aklıma gelen ilk örnekler. Refah içinde büyümüş ailelerin çocuklarından dehalar çok nadir çıkarken tüm hayatında hastalıklarla ve fakirlikle boğuşmuş insanlar dünyaya daha büyük katkı sağlıyorlar.

      Fakat tam tersi, halimiz vaktimiz yerindeyse dış dünyaya daha dönük olup orada anlam aramaya başlıyoruz. İşimiz, kazandığımız para, yaşadığımız şartlar ve sosyal ilişkiler bizi ve mutluluğumuzu belirliyor. Bu sefer içe dönmek çok çok zorlaşıyor. Yani aslında dış dünyada her şeyin yolunda gitmesi aydınlanma çalışmasına ket vurabiliyor. Çünkü bir hayali gerçekmiş gibi yaşadıkça hayatın özünden daha da uzaklaşıyoruz. Konfor alanında kalıyoruz. Asıl bu şartlar altında yaşayan birinin aydınlanmayı kovalaması lazım. Çünkü ne kadar dünyevi zevk ve rahatlık içerisindeysek aydınlanmadan o kadar uzağız. Ve bunu içtenlikle yapması lazım. Belki sizin samimi olarak görmediğiniz şey budur. Örneğin bir iş adamının çalışmayan karısı haftada üç gün matını koluna takıp yoga ve meditasyon’a gidiyor, sonra da oradan arkadaşlarıyla Starbucks’ta geyik muhabbeti yapıyor. Bu farazi kadın konfor alanının dışına bir gram çıkmadığı, muhtemelen içine hiç dönmediği için aydınlanma deneyimini yaşaması imkansız gibi görünüyor.

      Bu yol diye ifade ettiğiniz yol öyle ki, bu yolda çoğunlukla yalnızsınız. Yaşadığınız bazı şeyleri kimseye anlatamayacaksınız çünkü hiçbir dilde bu deneyimleri ifade edecek sözcükler yok. Anlatmaya çalıştığınız zaman komik ya da deli durumuna düşebileceksiniz. Bir süre sonra ego devreye girecek ve kendinizi bir şey zannedeceksiniz, çünkü bu işi siz yapıyorsunuz ve etrafınızdakiler yapmıyor, ne kadar bilinçsiz yaşıyorlar diyeceksiniz. Ego sürekli üstün gelmeye çalışacak, belki bu on yıllarca sürecek, belki yaşamınızın sonuna geldiğinizde hala yolun başında olacaksınız. Buda’nın bile aydınlanması 6 yıl sürmüş, ki bunun bir bölümünde o da sizin gibi bu iş ben böyle rahatken olmayacak deyip kendini aç bırakmış. Fakat onun da işe yaramadığını görmüş. Asıl çözüm dış dünyada değil çünkü. Dış dünyada ne olursa olsun içeride bozulmayan bir öz var. İş onu bulmakta, o zaman ne olursa olsun güçlü olabileceğiz.

      Umarım faydalı olabilmişimdir. Bence bu yol her zaman girilmeye değer. mail adresim pelinyilmazyavuz@gmail.com , istediğiniz zaman mail gönderebilirsiniz. Sevgiler.

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.